Çocuklarda Self Hipnoz Öğretimi ve Uygulama Yöntemleri

Çocuklarda self hipnoz öğretimi, zihin ve beden kontrolünü ele almayı sağlayan, erken yaşta kazanılan kıymetli bir beceridir. Çocukların hayal güçleri yetişkinlere kıyasla çok daha geniştir. Zihinleri telkinlere açıktır. Bu durum, kendi kendilerine telkin verme işlemini kolaylaştırır. Yetişkinler mantık süzgecinden geçirirken çocuklar doğrudan kabul eder. Oto hipnoz sayesinde çocuklar korkularını yener, derslerine odaklanır ve duygu durumlarını dengeler. Bu beceri, ilaçsız ve doğal bir rahatlama yolu açar. Kendi iç dünyalarında kontrol sahibi hisseden çocuklar, dış dünyadaki zorluklarla daha kolay baş eder.

Self Hipnoz Nedir ve Çocuk Zihni Üzerindeki Tesiri

Self hipnoz, kişinin kendi kendine belli telkinler vererek trans haline geçmesi durumudur. Çocuklar gün içinde zaten sık sık transa girer. Oyun oynarken, çizgi film izlerken dış dünyadan koparlar. Bu doğal odaklanma hali, self hipnozun ta kendisidir. Bilinçaltı bu anlarda kayıttadır. Doğru yönlendirmelerle bu doğal yetenek, bir iyileşme aracına dönüşür. Zihin, hayal ile gerçeği ayırt etmez. Limon yediğini hayal eden birinin ağzı sulanır. Çocuklar bunu çok daha yoğun yaşar. Korkutucu bir düşünce bedenlerinde fiziksel tepki yaratır. Aynı şekilde rahatlatıcı bir hayal de bedeni gevşetir.

Çocuğun zihni henüz katı kalıplarla dolmamıştır. Eleştirel faktör, yani gelen bilgiyi reddeden mekanizma, çocuklarda az gelişmiştir. Bu yüzden pozitif telkinler hızla kök salar. Özgüven eksikliği yaşayan bir çocuk, zihninde kendini bir süper kahraman gibi canlandırdığında, beyin bu duruşu kopyalar. Nöronlar yeni bağlantılar kurar. Zamanla çocuk, hayalindeki o güçlü karakterin özelliklerini taşımaya başlar. Bu değişim zorlama ile değil, oyun ve hayal yoluyla gerçekleşir.

Çocuklar neden telkinlere daha açıktır?

Yetişkin beyni beta dalgalarında çalışır; bu, uyanıklık ve analiz halidir. Çocuk beyni ise çoğunlukla alfa ve teta dalgalarındadır. Bu dalga boyları, hipnozun gerçekleştiği frekanslardır. Çocuklar uyurgezer gibidir de denilebilir; çevrelerinden gelen her veriyi emerler. Bir ebeveynin “düşeceksin” demesi bile bir hipnotik emirdir. Çocuk bunu “düş” olarak algılar ve düşer. Self hipnoz eğitimi, bu mekanizmayı tersine çevirir. Çocuk, dışarıdan gelen olumsuz sesleri değil, içeriden gelen güçlü sesi dinlemeyi öğrenir.

Oyun oynayan bir çocuğa seslendiğinizde bazen duymaz. Odak noktası o kadar dardır ki, çevresel uyaranlar silinir. Bu, derin odaklanma yeteneğidir. Self hipnoz tam olarak budur. Çocuk bu yeteneği bilinçli şekilde yönlendirmeyi öğrendiğinde, sınav kağıdına da aynı şiddetle odaklanır. Gece uyurken de aynı derinliğe ulaşır. Zihinleri esnektir, şekil almaya müsaittir. Bu esneklik, değişim hızını artırır.

Hangi Durumlarda Self Hipnoz Uygulanır?

Çocukların yaşadığı pek çok sorunda bu yöntem devreye girer. Tıbbi tedavilerin yanına destekleyici bir güç olarak eklenir. İlaç gerektirmeyen durumlarda ise tek başına yeterli gelir. Kaygı, korku, ağrı, tırnak yeme, alt ıslatma gibi konularda sıkça başvurulur.

Sınav stresi ve okul başarısı

Okul dönemi çocuklar için stres kaynağı haline gelir. Sınav anında bildiklerini unutmak, ellerin terlemesi, kalp çarpıntısı sık görülür. Sınav kaygısı, performansı düşürür. Self hipnoz teknikleri ile çocuk, sınav öncesi zihnini sakinleştirir. Kendini güvende hissettiği bir anı çağırır. Bedenini gevşetir. Zihinsel provalar yapar. Sınavın iyi geçtiğini, soruları sakince yanıtladığını hayal eder. Beyin bu provayı gerçek sanar. Sınav günü geldiğinde, çocuk bu rahatlığı hatırlar. Başarı oranı artar. Odaklanma sorunu yaşayan çocuklar için de zihinsel filtreleme öğretilir. Gereksiz sesleri kısma, sadece öğretmenin sesine odaklanma çalışmaları yapılır.

Gece korkuları ve uyku düzeni

Karanlık korkusu, canavar hayalleri veya yalnız yatamama durumları aileyi yorar. Uykuya geçişte zorlanan çocuklar ertesi gün hırçınlaşır. Uyku bozuklukları gelişimlerini de duraksatır. Self hipnoz ile çocuk, yatağını bir güven çemberi olarak kodlar. Zihnindeki korkutucu imgeleri komik hale getirir. Örneğin, dolapta canavar olduğunu düşünen bir çocuk, o canavara pembe bir tütü giydirdiğini veya patenle kaydığını hayal eder. Korku objesi komedi unsuruna döner. Beyin artık korku sinyali üretmez. Uykuya dalış kolaylaşır. Kaliteli uyku, büyüme hormonlarının salgılanmasına da destek verir.

Ağrı yönetimi ve bedensel rahatsızlıklar

Kronik ağrılar veya diş doktoru korkusu gibi durumlarda zihin gücü şaşırtıcı sonuçlar doğurur. Ağrı sinyalleri beyne gider. Ancak beyin başka bir şeye yoğunlaşırsa bu sinyalleri “sessize alır”. Çocuklara “ağrı düğmesini kısma” oyunu öğretilir. Vücutlarında hayali bir kontrol paneli olduğunu düşünürler. Ağrı seviyesini gösteren bir ibre vardır. Çocuk zihninde bu ibreyi aşağı çeker. Ağrı algısı azalır. Bazen de ağrılı bölgeye serin bir buz kütlesi koyduklarını hayal ederler. Sinir uçları bu hayali soğukluğa tepki verir ve bölge uyuşur. Bu yöntemler, tıbbi müdahaleleri kolaylaştırır ve çocuğun hastane travması yaşamasını engeller.

Ebeveyn Yaklaşımı Nasıl Şekillenmeli?

Anne ve babalar bu süreçte rehber konumundadır. Baskı kurmak, zorlamak ters teper. “Hadi hipnoz yap” demek yerine “Hayal kuralım mı?” demek daha yumuşaktır. Çocuklar oyun dilinden anlar. Çalışmalar eğlenceli geçmelidir. Ebeveynin de sakin kalması şarttır. Kaygılı bir ebeveyn çocuğa sakinleşmeyi öğretemez. Çocuklar ebeveynlerin aynasıdır. Sizin ruh haliniz onlara geçer.

Ev ortamında güvenli bir alan ayrılmalıdır. Gürültüden uzak, loş bir köşe seçilir. Burası “sihirli köşe” veya “kaptan köşkü” gibi isimlendirilir. Çocuk oraya gittiğinde zihnini yöneteceğini bilir. Rutinler kurmak fayda sağlar. Her akşam yatmadan önce 5 dakika ayırmak yeterlidir. Süreklilik, başarının anahtarıdır. Bir kere yapmak yetmez, tekrarla pekişir. Ebeveyn, çocuğun başarısını övmelidir. “Harika odaklandın”, “Çok güzel hayal kurdun” gibi geri bildirimler motivasyonu artırır.

Uygulanabilir Basit Teknikler

Karmaşık prosedürlere gerek yoktur. Çocuğun yaşına uygun, basit metaforlar iş görür. Soyut kavramlar yerine somut nesneler üzerinden gidilir.

Sihirli televizyon tekniği: Çocuğa gözlerini kapatması söylenir. Zihninde dev bir televizyon ekranı açması istenir. Elinde bir kumanda vardır. Ekranda onu üzen veya korkutan olayı siyah beyaz olarak izler. Sonra kumandadan “sesi kıs” tuşuna basar. Görüntü sessizleşir. Ardından görüntüyü küçültür. Küçücük bir nokta haline getirir. Sonunda “kapat” tuşuna basar ve ekran kararır. Hemen ardından renkli, neşeli, sevdiği bir anıyı ekrana getirir. Sesi açar. Bu değişim, duygu kontrolü sağlar.

Balon nefesi: Stresli anlarda nefes sıkışır. Çocuğa karnında renkli bir balon olduğu anlatılır. Nefes alırken bu balonun şiştiğini, nefes verirken söndüğünü hayal etmesi istenir. “Burnundan çiçeği kokla, ağzından mumu üfle” benzetmesi yapılır. Balon her şiştiğinde içine sakinlik dolar. Her söndüğünde içindeki öfke, korku dışarı atılır. Nefes ritmi düzelince kalp atışı yavaşlar. Beden gevşer. Bu teknik her yerde, okul sırasında bile uygulanır.

Güvenli yer imgelemesi: Çocuğun en sevdiği yer sorulur. Deniz kenarı, orman, anneannesinin evi veya tamamen hayali bir gezegen… Gözlerini kapatıp oraya gitmesi istenir. Detaylar sorulur: “Ayaklarının altında ne var? Kum mu, çim mi?”, “Hava nasıl?”, “Hangi kokuları alıyorsun?”. Detaylar arttıkça trans derinleşir. Çocuk kendini orada güvende hisseder. Bu hissi bedenine kaydeder. Ne zaman strese girse, zihni o güvenli yere ışınlanır.

Dr. Serkan Akıncı Kliniği ve Profesyonel Destek

Evde yapılan uygulamalar yetersiz kaldığında veya sorunlar derinleştiğinde uzman desteği şarttır. Bütüncül yaklaşım sergileyen merkezler, çocuğun hem ruh hem beden sağlığını gözetir. T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı Dr. Serkan Akıncı Kliniği, bu alanda faaliyet gösteren yetkin kuruluşlardan biridir. Klinik bünyesinde; anksiyete, OKB, travma sonrası stres ve somatik belirtiler gibi konularda bilimsel temelli çalışmalar yürütülür. Regresyon ve nörohipnotik doyum terapisi gibi yöntemler, danışanların ihtiyaçlarına göre şekillenir. Etik değerlere bağlı kalan ve kalıcı çözümler hedefleyen klinik, Türkiye genelindeki danışanlarına profesyonel sağlık hizmeti sunar. Uzman bir elin değmesi, sürecin seyrini değiştirir ve iyileşmeyi hızlandırır.

Çocuklarda Özgüven İnşası ve Zihinsel Prova

Self hipnozun en büyük getirisi özgüven artışıdır. Bir çocuk zihnini yönetebildiğini fark ettiğinde, kendine inancı tazelenir. “Yapamıyorum” cümlesi yerini “Yapabilirim” düşüncesine bırakır. Zihinsel prova tekniği burada devreye girer. Sporcuların müsabaka öncesi kazanmayı hayal etmesi gibidir. Çocuk, zorlandığı bir dersin sınavında soruları kolayca çözdüğünü defalarca zihninde canlandırır.

Beyin, bu canlandırma sırasında dopamin salgılar. Başarı hissi önceden yaşanır. Gerçek sınav anında beyin bu yolu tanır. “Ben bunu daha önce başarmıştım” sinyali verir. Stres hormonu kortizol azalır. Performans artışı gözle görülür hale gelir. Sosyal fobisi olan, arkadaş edinmekte zorlanan çocuklar için de senaryolar çalışılır. Parkta diğer çocukların yanına gidip “Merhaba” dediğini hayal eder. Bu hayaldeki rahatlığı hisseder. Gerçek hayatta bu adımı atmak artık korkutucu gelmez.

Dikkat eksikliği üzerine etkiler

Dikkat eksikliği yaşayan çocuklarda zihin sürekli başka yerlere atlar. Bir konuya sabitlenmek zordur. Hipnotik teknikler, zihni tek bir noktaya toplamayı öğretir. “Lazer ışığı” metaforu sıkça işlenir. Çocuğun alnından çıkan bir lazer ışığı olduğu ve sadece baktığı yeri aydınlattığı hayal ettirilir. Diğer her yer karanlıktır. Sadece ışığın vurduğu yer nettir. Bu oyunla çocuk, dikkatini daraltmayı ve yoğunlaştırmayı öğrenir. Ders çalışırken bu lazeri kitabına tuttuğunu düşünür. Zamanla bu odaklanma süresi uzar.

Kalıcı Davranış Değişiklikleri

Alışkanlıkları değiştirmek zordur ama imkansız değildir. Tırnak yeme gibi davranışlar genellikle bilinçsizce yapılır. Çocuk elinin ağzına gittiğini fark etmez. Self hipnoz, farkındalığı artırır. Çocuğa, ellerinin tadının çok acı olduğu veya parmaklarının taşa dönüştüğü gibi telkinler verilir. Bilinçaltı bu telkini kabul ederse, el ağza giderken bir duraksama yaşanır. O anki duraksama, kontrolü ele almak için fırsattır.

Alt ıslatma sorunu yaşayan çocuklar için “kuru yatak” telkinleri verilir. Mesanenin bir alarm saati olduğu, dolduğunda beyni uyandırdığı kurgulanır. Çocuk uykusunda bile bu kontrolü sağlamaya başlar. İyileşme süreci hızlanır. Bu yöntemler yan etkisizdir. Çocuğun bedenine kimyasal girmez. Tamamen kendi iç kaynaklarını harekete geçirir.

Teknolojinin etkisi ve zihinsel detoks

Ekran süresi arttıkça çocukların hipnotik durumu değişir. Ekranlar pasif bir hipnoz yaratır. Zihin sadece alıcı konumundadır, üretmez. Self hipnoz ise aktif bir süreçtir. Çocuk yönetmen koltuğundadır. Ekran bağımlılığını kırmak için de bu tekniklerden fayda sağlanır. Çocuğun zihninde, tablet veya telefon olmadan geçirdiği keyifli anlar canlandırılır. Doğada koştuğu, legolarla oynadığı anların hazzı hatırlatılır. Beyin, sanal olmayan dopamin kaynaklarını hatırlar. Ekran dışı aktivitelere yönelim artar. Zihin gerçek dünya ile bağını kuvvetlendirir.

Bilgilendirme Notu

Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.

Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93

Son Blog Yazılarımız

Çocuklarda Enürezis Ve Hipnoz

Çocuklarda Enürezis ve Hipnoz

Çocuklarda enürezis ve hipnoz konusu, modern tıbbın ve psikolojinin ortak çözüm aradığı, ailelerin yaşam kalitesini düşüren hassas durumlardan biridir. Ebeveynler,...

Dr. Serkan Akıncı ile Görüşme ve Randevu

Çocuklarınızın hipnoz tedavi sürecinde, ihtiyaçlarına en uygun tedavi programını birlikte planlıyoruz. Doktor desteği almak ve sürecinizi güvenle başlatmak için resmi web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

T.C Sağlık Bakanlığı Onaylı Hipnoz Uygulayıcısı

T.C Sağlık Bakanlığı Onaylı
Hipnoz Uygulayıcısı

Dr. Serkan Akıncı

Yasal Uyarı

Web sitemizde bulunan tüm yazı, resim ve diğer tüm içerikler, sitemize giriş yapan ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amacı ile oluşturulmuştur. Hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerine geçmez. Ziyaretçilerimizin herhangi bir problem ile karşılaştıklarında gecikmeden bir hekime başvurmaları gerekmektedir.

Sitemizde kullanılan görsel ve illustrationlar Psikon’a ait olup izinsiz kullanılması durumunda yasal süreç başlatılacaktır.

© 2026 Tasarım: Furkan Reklam Ajansı