Çocuklarda öğrenme anksiyetesinde hipnoz, okul çağındaki bireylerin akademik hayatını kabusa çeviren korkuları dindirmek adına sıkça başvurulan bir yöntemdir. Zihin, öğrenme eylemi sırasında rahat ve güvende hissetmelidir. Ancak bazı durumlarda beyin, ders çalışmayı veya okula gitmeyi bir tehdit gibi algılar. Bu durum, bilginin hafızaya kaydını zorlaştırır. Teknikler, zihnin algısını yeniden yapılandırır. Korku yerine sakinliği, kaçınma yerine isteği koyar. Okul başarısını düşüren, evde huzursuzluk çıkaran bu durumla başa çıkmak sandığınızdan daha kolay olabilir.
Öğrenme Kaygısının Görünmeyen Yüzü
Bir çocuk ders kitabını açtığında midesine kramplar giriyorsa veya sınav sabahı sebepsiz yere hastalanıyorsa, altında yatan neden genellikle öğrenme anksiyetesidir. Bu durum sadece “dersi sevmemek” ile açıklanamaz. Beyin, performans göstermesi gereken anlarda aşırı bir alarm durumuna geçer. Kalp atışları hızlanır, eller terler ve zihin tamamen kilitlenir. Çocuk bildiği soruları bile yanıtlayamaz hale gelir.
Aileler bazen bu durumu tembellik veya isteksizlik sanır. Oysa çocuk elinden geleni yapmak ister ama görünmez bir duvarla karşılaşır. Bu duvarı aşmak için baskı yapmak işleri daha kötüye götürür. Öğrenme güçlüğü ile karıştırılan bu kaygı durumu, aslında zihinsel bir blokajdır. Çocuğun zekası veya kapasitesiyle bir ilgisi yoktur. Sorun, potansiyelin kaygı altında ezilmesidir.
Vücudun verdiği sinyaller
Kaygı yaşayan çocuklarda fiziksel belirtiler ön plandadır. Sabahları uyanmakta zorluk, okula gitmemek için bahaneler, ödev saati geldiğinde başlayan ağlama krizleri sık görülür. Bu belirtiler vücudun “savaş ya da kaç” tepkisidir. Çocuk kendini tehlikede hisseder. Tehdit bu kez bir aslan veya kaplan değil, matematik problemi veya Türkçe paragrafıdır.
Hipnoz Yöntemi Nasıl İşler?
Hipnoz, zihnin derin gevşeme halidir. Uyku değildir, bilincin kapanması anlamına gelmez. Aksine, dikkatin yoğunlaştığı bir odaklanma halidir. Çocuklar doğaları gereği bu duruma yetişkinlerden çok daha hızlı girer. Oyun oynarken dünyadan kopan bir çocuk aslında doğal bir trans halindedir. Hipnoterapi seanslarında da bu doğal yetenek kullanılır.
Terapist, çocuğun hayal gücünü kullanarak ona güvenli bir alan inşa eder. Bu alanda korkular küçülür, kendine güven büyür. Zihne yeni ve yapıcı telkinler verilir. “Ders çalışırken sakinleşiyorsun”, “Sınav kağıdını gördüğünde bilgilerin akıp gidiyor” gibi cümleler, bilinçaltına yerleşir. Böylece eski korku kalıpları silinir, yerine başarı odaklı yeni inançlar gelir.
Çocukların zihni telkine açıktır
Yetişkinler mantık süzgecini sıkı tutar. Her duyduğunu sorgular. Çocuklarda ise bu süzgeç daha geçirgendir. Onlar bir süper kahraman olduğuna inanabilir veya halının uçan bir araç olduğunu düşünebilir. Bu hayal gücü genişliği, tedavinin başarısını artırır. Çocuklarda hipnoz, bir oyun gibi kurgulanır. Çocuk tedavi gördüğünü hissetmez, sadece keyifli bir hayal kurduğunu düşünür. Ancak bu sırada beyindeki nöral bağlantılar değişime uğrar.
Odaklanma ve Dikkat Sorunları
Kaygı, dikkati dağıtan en büyük düşmandır. Kafasında “Ya yapamazsam?”, “Ya arkadaşlarım bana gülerse?” gibi sorular dönen bir çocuk derse odaklanamaz. Dikkat eksikliği tanısı alan pek çok çocukta aslında altta yatan sebep yüksek kaygıdır. Kaygı azaldığında dikkat kendiliğinden toparlanır.
Seanslarda çocuğa zihnini nasıl yöneteceği öğretilir. Dikkati dağıldığında onu tekrar nasıl toplayacağı, zihnindeki gürültüyü nasıl kısacağı gösterilir. Bu beceriler sadece okul hayatında değil, hayatın her alanında işine yarar.
Sınav korkusunu yenme
Sınavlar, kaygının zirve yaptığı anlardır. Bildiğini unutmak, sınav kağıdını boş vermek veya süreyi yetiştirememek sık rastlanan durumlardır. Sınav kaygısı ile çalışırken, çocuğun sınav anını zihninde defalarca ve başarıyla yaşaması sağlanır. Beyin, hayal ile gerçeği ayırt etmekte zorlanır. Zihinsel provada sakin ve başarılı olduğunu gören beyin, gerçek sınavda da aynı sakinliği korur.
Dr. Serkan Akıncı Kliniği ve Yaklaşımı
Tedavi sürecinde uzman desteği almak şarttır. Hatalı uygulamalar durumu karmaşık hale getirebilir. Dr. Serkan Akıncı Kliniği, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı yetkinliğiyle bu alanda güvenilir bir limandır. Ruh ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alır. Sadece semptomu değil, sorunun kaynağını bulmaya odaklanır.
Klinik bünyesinde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), obsesif kompulsif bozukluk (OKB), anksiyete ve bağımlılıklar gibi pek çok alanda çalışmalar yürütülür. Dr. Serkan Akıncı ve ekibi, bilimsel temellere dayanan yöntemlerle ilerler. Her danışan için terzi işi bir program hazırlanır. Standart, herkese uyan reçeteler yerine bireyin ihtiyacına dönük planlamalar yapılır.
Regresyon ve nörohipnotik doyum terapisi gibi teknikler, kliniğin uzmanlık alanları arasındadır. Bu teknikler sayesinde geçmişte yaşanan ve bugünkü korkuları tetikleyen olaylar temizlenir. Etik değerlere bağlılık, mahremiyet ve danışan güvenliği kliniğin vazgeçilmez prensipleridir. Türkiye genelinde hizmet veren merkez, ailelerin ve çocukların yüzünü güldürmeyi hedefler.
Ailelerin Aklındaki Sorular
Ebeveynler hipnoz kelimesini duyduğunda bazen çekimser kalır. Medyada gösterilen şov amaçlı hipnoz gösterileri yanlış algılara yol açar. Tıbbi hipnoz tamamen kontrollü ve güvenli bir ortamda yapılır. Çocuk istemediği hiçbir şeyi yapmaz. Kontrolünü kaybetmez. Sırlar açığa dökülmez.
Çocuklarda öğrenme anksiyetesinde hipnoz uygulaması yan etkisi olmayan doğal bir yöntemdir. İlaç kullanımı içermez. Vücuda herhangi bir kimyasal girmez. Sadece sözcüklerin ve zihinsel imajların gücü kullanılır. Bu yönüyle ebeveynler için içi rahat bir seçenektir.
Seansların işleyişi
İlk adım her zaman tanışma ve güven inşasıdır. Çocuğun terapisti sevmesi ve ona güvenmesi şarttır. Zorla veya korkarak gelen bir çocukta başarı oranı düşer. İlk görüşmede çocuğun ilgi alanları, sevdiği kahramanlar, korkuları konuşulur.
Daha sonraki görüşmelerde uygulama başlar. Çocuğun yaşına uygun hikayeler, metaforlar kullanılır. Örneğin, sınav stresi yaşayan bir çocuğa, zihninin güçlü bir bilgisayar olduğu ve virüsleri (korkuları) temizlediği hayal ettirilir. Veya bir balonun içine tüm korkularını üfleyip gökyüzüne bıraktığı kurgulanır. Bu metaforlar bilinçaltı için gerçek bir temizlik görevi görür.
Başarıya Giden Yolda Zihinsel Hazırlık
Akademik başarı sadece çok ders çalışmakla gelmez. Zihnin bu çalışmaya hazır olması lazımdır. Kaygılı bir zihin, delik bir kova gibidir. Ne kadar su doldurursanız doldurun, su tutmaz. Önce kovanın deliklerini kapatmak gerekir. Hipnoz bu delikleri kapatan, zihni onaran bir harç gibidir.
Çocuklar seanslardan sonra kendilerini daha hafiflemiş hisseder. Omuzlarındaki görünmez yük kalkar. Okula gitmek artık bir işkence değil, arkadaşlarla buluşulan sıradan bir aktivite haline gelir. Evdeki çatışmalar azalır. Ödev saatleri savaşa dönüşmez. Aile içi huzur artar.
Kalıcı değişim mümkün
Bir kez öğrenilen korkusuzluk hali kalıcıdır. Bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir. Zihin bir kez sakin kalmayı öğrendiğinde bunu unutmaz. İleride karşılaşacağı başka stresli durumlarda da (iş görüşmesi, sunum yapma gibi) bu sakin kalma becerisini kullanır. Yani bugün yapılan yatırım, çocuğun tüm yetişkinlik hayatını etkiler.
Ergenlik Dönemi ve Sınavlar
Ergenlik, duyguların en yoğun yaşandığı dönemdir. Lise veya üniversite sınavlarına hazırlanan gençler hem hormonal değişimlerle hem de gelecek kaygısı ile boğuşur. Bu dönemde cinsel işlev bozuklukları veya beden algısı sorunları da eklenince tablo ağırlaşır. Hipnoterapi, ergenlerin bu fırtınalı dönemi daha hasarsız atlatmasına destek verir.
Gençler otorite figürlerinden gelen nasihatleri dinlemeyi sevmez. Ancak hipnozda nasihat yoktur. Kendi iç güçlerini keşfetmeleri vardır. Bu da onların bağımsızlık arzusuna hitap eder. Kendi zihinlerini kontrol edebildiklerini görmek onlara büyük bir özgüven verir.
Kaygıdan Özgürleşen Zihinler
Korku, yeteneğin katilidir. Dünyanın en zeki çocuğu bile olsa, kaygı duyuyorsa bildiklerini kağıda dökemez. Eğitim sistemi sadece bilgiye odaklanır, ancak duygusal dayanıklılık en az bilgi kadar kritiktir. Ailelerin önceliği çocuğun notlarından önce ruh sağlığı olmalıdır. Mutlu ve sakin bir çocuk zaten başarılı olur.
Uygulanan yöntemler sayesinde çocuk, hatanın dünyanın sonu olmadığını anlar. Mükemmel olmak zorunda olmadığını, elinden gelenin en iyisini yapmanın yeterli olduğunu kavrar. Bu bakış açısı değişikliği, üzerindeki o ağır baskıyı kaldırır atar.
Dr. Serkan Akıncı ve ekibi, her çocuğun içindeki o parlak ışığı tekrar yakmak için çalışır. Karanlıkta kalan, korkuyla sönen o ışık, doğru dokunuşlarla tekrar parlar. Okul başarısı sadece bir sonuçtur; asıl kazanım, çocuğun kendine olan inancını geri kazanmasıdır.
Kaygı dolu bakışların yerini, kendine güvenen gülümsemeler aldığında tedavi hedefine ulaşmış demektir. Bu değişim, sadece çocuğun değil tüm ailenin hayat kalitesini yukarı taşır.
Çocuğunuzun potansiyelini kaygıya kurban etmeyin. Onların minik omuzlarındaki bu yükü kaldırmak sizin elinizde. Profesyonel bir destek, karanlık tünelin ucundaki ışığı görmelerini sağlar. Unutmayın, her çocuk öğrenmeyi sever; yeter ki korkular öğrenme hevesinin önüne geçmesin.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
