Çocuklarda hipnoterapi uygulamaları, zihnin derinliklerine inerek sorunları çözmeyi hedefler. Tarihsel süreçte bu alan, yetişkinler üzerindeki çalışmalardan ayrılarak kendine has bir yol izledi. Çocukların hayal gücü genişliği, onları telkinlere daha açık hale getirir. Bu durum, eski dönemlerden beri şifacıların ve hekimlerin dikkatini çekti. Yetişkinlere kıyasla çocuklar, trans haline çok daha hızlı geçerler. Oyun oynarken ya da bir filme daldıklarında yaşadıkları odaklanma hali, aslında doğal bir hipnoz durumudur. Tarih boyunca bu doğal yetenek, tedavi amacıyla hekimlerin ilgisini çekti.
Pediatrik Hipnozun İlk İzleri ve Mesmer Dönemi
Tıbbi anlamda hipnozun kökleri 18. yüzyıla, Franz Anton Mesmer’e kadar gider. Mesmer, insanların içinde görünmez bir manyetik sıvı olduğunu savunurdu. Bu akışın bozulması hastalıkları doğururdu. Mesmer’in grup seanslarında çocuklar da yer alırdı. O dönemde buna “Hayvansal Manyetizma” denirdi. Mesmer, demir çubuklar ve mıknatıslar yardımıyla şifa dağıttığını iddia ederdi. Çocuklar, bu seanslarda yetişkinlerden daha hızlı tepki verirdi. Onların önyargısız zihinleri, Mesmer’in telkinlerini kolayca kabul ederdi.
•yüzyıla gelindiğinde James Braid, bu durumu daha bilimsel bir zemine oturtmak istedi. “Manyetizma” terimi yerine “Hipnoz” adını o verdi. Braid, çocukların göz yorgunluğu yoluyla transa geçmeye çok yatkın olduğunu fark etti. Parlak bir cisme bakarak odaklanmak, o dönemin popüler tekniğiydi. Çocuklar bu yöntemle kısa sürede derin bir odaklanma haline girerdi. Braid, cerrahi operasyonlarda ağrıyı azaltmak adına bu yönteme başvurdu. Eter veya kloroform henüz yaygınlaşmamıştı. Bu sebeple cerrahi anestezi amacıyla hipnoz, çocuklar üzerinde sıkça denendi.
Nancy okulu ve çocuklar üzerindeki gözlemler
Fransa’da kurulan Nancy Okulu, hipnoz tarihinde büyük bir yere sahiptir. Ambroise-Auguste Liébeault ve Hippolyte Bernheim, burada binlerce hasta üzerinde çalıştı. Bu hastaların hatırı sayılır bir kısmı çocuktu. Liébeault, çocukların telkine yatkınlığını belgeleyen ilk isimlerden biridir. Ona göre çocuklar, sorgulamadan inanma eğilimindedir. Bu durum, tedavinin başarısını artırır. O dönemde alt ıslatma, kekemelik ve korkular üzerine çalışmalar yapıldı.
Nancy Okulu hekimleri, çocuklara otoriter bir dille yaklaşmak yerine, onların uyumuna güvenmeyi seçti. “Şimdi uyu” demek yerine, gözlerini kapatmalarını ve rahatlamalarını istediler. Bu yumuşak yaklaşım, pediatrik hipnozun temellerini attı. Bernheim, çocukların hayal güçlerini harekete geçirmenin, onları transa sokmaktan daha kolay olduğunu savundu. Bir çocuğa “Elindeki top çok sıcak” dendiğinde, çocuk bunu gerçekten hissedebiliyordu. Bu gözlem, modern tekniklerin de temelini oluşturur.
20. Yüzyıl ve Psikanalizin Gölgesi
Sigmund Freud, kariyerinin başında hipnoza ilgi duydu. Charcot’un yanında eğitim aldı ve histeri vakalarında bu yöntemi denedi. Ancak Freud, çocukluk çağı travmalarına odaklansa da hipnozu bir süre sonra terk etti. Psikanalizi kurarken serbest çağrışım yöntemine yöneldi. Freud’un bu kararı, hipnozun tıbbi dünyadaki popülaritesini bir süre azalttı. Hekimler, bilinçdışı süreçleri analiz etmeyi, doğrudan telkin vermeye tercih etmeye başladı.
Bu duraklama döneminde bile bazı hekimler çocuklar üzerinde çalışmaya devam etti. Özellikle davranışsal sorunlarda hipnozun gücü yadsınamazdı. Tırnak yeme, parmak emme gibi alışkanlıklar, basit telkinlerle çözülebiliyordu. Ancak akademik çevreler, bu dönemde hipnoza mesafeli durdu. Yöntemin “bilimselliği” tartışma konusuydu. Yine de Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında askerlerde görülen travmalar, hipnozu tekrar gündeme getirdi. Bu ilgi, dolaylı olarak çocuk psikolojisi alanına da yansıdı.
Milton Erickson ve Modern Yaklaşımın Doğuşu
Hipnoterapi tarihini kökten değiştiren isim Milton Erickson oldu. Erickson, klasik ve otoriter yöntemleri tamamen reddetti. Ona göre her hasta, özellikle de çocuklar, kendine hastı. Standart bir metni okumak yerine, çocuğun ilgi alanlarına göre hikayeler uydururdu. “Gözlerini kapat ve uyu” demek yerine, “En sevdiğin çizgi filmi düşün” derdi. Bu, dolaylı hipnoz tekniğiydi.
Erickson, çocukların direnç göstermediğini, sadece onlara doğru dilde hitap edilmediğini savundu. Bir çocukla iletişim kurarken onun dünyasına girmek gerekirdi. Eğer çocuk arabaları seviyorsa, terapi araba metaforları üzerinden ilerlerdi. Erickson’un bu yaklaşımı, pediatrik hipnozda bir devrim yarattı. Artık amaç çocuğu uyutmak değil, onun hayal gücüyle iş birliği yapmaktı. Bu dönemde terapötik hikayeler ve metaforlar, tedavinin ana aracı haline geldi.
Bilimsel araştırmaların hız kazanması
1970’lerden itibaren çocuklarda hipnoz üzerine yapılan bilimsel çalışmalar arttı. Karen Olness ve Gardner gibi isimler, bu alanda ders kitapları yazdı. Kanser tedavisi gören çocuklarda ağrı kontrolü, bu çalışmaların odak noktasıydı. Kemoterapiye bağlı mide bulantısını azaltmak için hipnoz tekniklerine başvuruldu. Sonuçlar şaşırtıcı derecede başarılıydı. Çocuklar, kendilerini güvenli bir yerde hayal ederek ağrıdan uzaklaşabiliyordu.
Bu dönemde biyo-geribildirim (biofeedback) ile hipnozun kombinasyonu da denendi. Çocuklar, kendi vücut ısılarını veya kalp atışlarını kontrol etmeyi öğrendi. Migren ağrıları çeken çocuklar üzerinde yapılan deneyler, ilaçsız tedavinin mümkün olduğunu kanıtladı. Tıbbi çevreler, hipnozun sadece bir “gösteri” olmadığını, ölçülebilir etkileri olan bir tedavi aracı olduğunu kabul etmeye başladı.
Günümüzde Çocuklarda Hipnoterapi Uygulamaları
Bugün gelinen noktada, çocuklarda hipnoterapi, tamamlayıcı tıbbın güçlü bir dalıdır. Artık sarkaçlar veya gizemli bakışlar yok. Bunun yerine, çocuğun aktif katılımı var. Modern terapistler, çocuğa kontrolün kendisinde olduğunu hissettirir. “Senin beynin, senin kumandan” fikri aşılanır. Bu sayede çocuk, korkularıyla başa çıkma gücünü kendinde bulur.
Dr. Serkan Akıncı Kliniği gibi merkezler, bu modern ve bilimsel yaklaşımı benimser. T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı uzmanlığıyla hizmet veren klinik, ruh ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alır. Travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, OKB ve sınav kaygısı gibi konularda çocuklara ve gençlere destek verir. Regresyon ve nörohipnotik doyum terapisi gibi kanıta dayalı yöntemleri, etik değerler çerçevesinde uygular. Profesyonel destek arayanlar için bilimsel temelli bir kapı aralar.
Günümüzde özellikle şu alanlarda hipnoz sıklıkla tercih edilir:
•Sınav kaygısı ve performans artışı: Çocukların ve gençlerin yaşadığı yoğun stres, odaklanmayı bozar. Hipnoz, zihni sakinleştirerek bilginin daha rahat hatırlanmasını mümkün kılar.
•Gece alt ıslatma (Enürezis): Tıbbi bir sorun yoksa, psikolojik kökenli alt ıslatmalarda hipnoz yüksek başarı oranına sahiptir. Bilinçaltına, mesane dolduğunda uyanma telkini yerleştirilir.
•Kronik ağrı yönetimi: Baş ağrıları veya karın ağrıları, çocuklarda sık görülür. İmgeleme teknikleri, ağrı algısını değiştirerek rahatlama getirir.
•Hobiler ve alışkanlıklar: Tırnak yeme, saç koparma (trikotillomani) gibi dürtü kontrol bozukluklarında davranış değişikliği hedeflenir.
Çocukların hipnoza yatkınlığı ve hayal gücü
Çocuk beyni, yetişkinlere göre daha esnektir. Henüz “bu imkansız” gibi katı inanç kalıpları oturmamıştır. Bir çocuğa “Elin bir balon gibi hafifliyor” dendiğinde, o bunu sorgulamaz; hayal eder ve hisseder. Bu yüksek telkin edilebilirlik, tedavinin kısa sürede sonuç vermesini kolaylaştırır. 7 ile 14 yaş arası, hipnotik uygulamalar için en verimli dönem kabul edilir. Bu yaş aralığında soyut düşünme becerisi ile hayal gücü dengededir.
Terapistler, kuklalar, resim defterleri veya oyun hamurları ile seansları renklendirir. Çocuk, oyun oynadığını sanırken aslında derin bir terapi sürecinden geçer. Korku yaratan bir anı, komik bir çizgi filme dönüştürülerek zihinde yeniden işlenir. Bu teknik, travmanın yarattığı duygusal yükü hafifletir.
Geleceğe Bakış ve Dijitalleşme
Teknolojinin hayatımıza girmesiyle pediatrik hipnoz da şekil değiştirdi. Artık sanal gerçeklik (VR) gözlükleri ile yapılan ağrı yönetimi çalışmaları var. Çocuk, aşı olurken veya diş hekimindeyken VR gözlüğü ile bambaşka bir dünyada gezinir. Bu esnada hipnotik ses kayıtları, onu sakinleştirir. Bu tür hibrit yöntemler, ilginin dağılmasını ve kaygının azalmasını hedefler.
Bilimsel araştırmalar, hipnozun beyindeki nöral yolları değiştirebildiğini (nöroplastisite) gösteriyor. Çocukluk çağı, beynin en çok değişime açık olduğu zamandır. Bu dönemde yapılan müdahaleler, kalıcı ve sağlıklı davranış kalıpları yerleşmesine yardımcı olur. Erken yaşta öğrenilen öz-düzenleme (self-regulation) becerileri, bireyin yetişkinlik hayatında da strese karşı dayanıklı olmasını sağlar.
Tarihsel süreç, büyülü ve gizemli bir havadan, klinik ve kanıta dayalı bir yapıya doğru ilerledi. Mesmer’in salonlarından bugünün modern kliniklerine uzanan bu yol, çocukların zihinsel potansiyelini gözler önüne serdi. Hipnoz, bir uyku hali değil, aksine uyanık ve odaklanmış bir zihnin süper öğrenme durumudur. Çocuklar, bu duruma girmekteki doğal yetenekleriyle, kendi iyileşme süreçlerinin başrol oyuncusu olmayı sürdürecekler.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
