Çocuklarda hipnoterapinin avantaj ve dezavantajları konusu, ebeveynlerin zihinlerini kurcalayan, merak uyandıran ama bir o kadar da çekimser yaklaşılan bir alandır. Anne ve babalar, evlatlarının ruh sağlığı söz konusu olduğunda en doğru kararı vermeye çalışır. Tıbbi ve psikolojik destek arayışında, ilaçsız yöntemlere olan ilgi her geçen gün artıyor. Hipnoz yöntemi devreye giriyor. Yetişkinlerde sıkça duyduğumuz bu uygulama, çocuklar üzerinde de oldukça başarılı sonuçlar veriyor. Ancak her yöntemde olduğu gibi, burada da hem artılar hem de eksiler mevcut.
Çocukların zihni, yetişkinlere göre çok daha esnek ve şekillendirmeye müsaittir. Onlar, günün büyük bir kısmını zaten yarı trans halinde, oyun ve hayal dünyasında geçirir. Bu durum, terapi sürecine uyumu kolaylaştırır. Fakat yanlış ellerde veya yanlış yöntemlerle yapıldığında istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir.
Çocuklar ve Hipnoz Arasındaki Doğal Bağ
Çocukluk çağı, telkine en açık olunan dönemdir. Bir çocuğa “sen çok güçlüsün” dediğinizde buna inanması saniyeler sürer. Çünkü onların eleştirel zihin süzgeci, yetişkinler kadar katı değildir. Bilinçaltı süreçler, çocuklarda yüzeye çok daha yakındır. Yetişkin birini transa sokmak için uzun uğraşlar verilirken, çocuklar bir masal dinlerken bile bu moda girebilir.
Bu doğal yatkınlık, tedavi sürecini hızlandırır. Çocuklar, gözlerini kapatıp bir süper kahraman olduklarını hayal ettiklerinde, beyinleri bu durumu gerçek gibi algılar. Korkularıyla savaşırken veya kötü bir alışkanlığı bırakırken bu hayali karakterlerin gücünü arkalarına alırlar. Bu yüzden çocuk hipnozu, yetişkin seanslarından çok daha eğlenceli ve renkli geçer.
Oyunla karışık terapi yöntemleri
Çocuklarla yapılan seanslarda “şimdi uyu” gibi klasik komutlar işe yaramaz. Bunun yerine oyunlar, kuklalar ve hikayeler başroldedir. Terapist, çocuğun ilgi alanına giren bir konuyu yakalar ve oradan yürür. Eğer çocuk dinozorları seviyorsa, terapi odası bir anda tarih öncesi bir ormana dönüşür. Bu ormanda çocuk, korkularını yenen güçlü bir T-Rex olur.
Bu yaklaşım, çocuğun direncini kırar. Çocuk, tedavi gördüğünü bile anlamadan sorunlarıyla yüzleşir ve onları çözer. Terapötik hikayeler, çocuğun bilinçaltına doğru mesajları yerleştirmek için harika bir araçtır.
Hipnoterapinin Çocuklara Sağladığı Artılar
Bu yöntemin en büyük artısı, kimyasal bir müdahaleye gerek duymamasıdır. Ebeveynler, çocuklarına ilaç kullandırma konusunda haklı olarak endişe taşır. Yan etkiler, bağımlılık riski gibi durumlar aileleri düşündürür. Hipnoterapi, tamamen zihinsel süreçlerle işlediği için bedene dışarıdan bir madde girişi olmaz. Bu durum, doğal iyileşme sürecini tetikler.
Bir diğer artı, sorunun köküne inebilme kabiliyetidir. Örneğin, tırnak yeme alışkanlığı olan bir çocukta, bu davranış sadece bir sonuçtur. Altında yatan sebep ise okul stresi, kardeş kıskançlığı veya özgüven eksikliği olabilir. Hipnoz, bu kök sebebi bulup dönüştürmeyi hedefler. Yüzeysel bir çözüm yerine, kalıcı bir değişim amaçlanır.
Hızlı dönüşüm ve kısa süreli çözümler
Çocukların hayal gücü geniş olduğu için değişim de hızlı gerçekleşir. Yetişkinlerde aylar süren bir terapi süreci, çocuklarda birkaç seansta toparlanabilir. Zihinleri yeni bilgiyi ve yeni davranışı sünger gibi çeker. Okul korkusu, alt ıslatma gibi durumlarda birkaç görüşme sonrasında bile gözle görülür farklar ortaya çıkabilir. Bu hız, hem ailenin hem de çocuğun motivasyonunu yukarı çeker.
Özgüven ve duygusal dayanıklılık
Terapi sürecinde çocuk, kendi zihninin gücünü fark eder. Sorunlarını kendi iç kaynaklarıyla çözdüğünü görmek, ona büyük bir özgüven aşılar. “Ben bunu yapabilirim”, “Korkumu yenebilirim” düşüncesi yerleşir. Bu kazanım, sadece o anki sorunu çözmekle kalmaz, hayatı boyunca karşılaşacağı zorluklarda da ona destek olur. Duygusal dayanıklılık, erken yaşta kazanılan en değerli yetilerden biridir.
Dikkat Edilmesi Gereken Riskler ve Dezavantajlar
Her güzel şeyin bir de dikkat edilmesi gereken yüzü vardır. Hipnoterapi, ehil olmayan ellerde riskli bir araca dönüşebilir. En büyük risk, “sahte anı” sendromudur. Çocuklar telkine çok açık oldukları için, terapistin yanlış bir sorusu veya yönlendirmesiyle, hiç yaşanmamış bir olayı yaşanmış gibi hatırlayabilirler. Bu durum, hem aile içinde krizlere yol açar hem de çocuğun ruh sağlığını bozar.
Bu yüzden uzman seçimi hayati bir meseledir. Sadece hipnoz bilmek yetmez; çocuk psikolojisine, gelişim dönemlerine hakim olmak şarttır. T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı, klinik geçmişi olan uzmanlara başvurmak, bu riski minimize eder.
Çocuğun isteksizliği ve uyum sorunu
Bazen ebeveynler çok istekli olsa da çocuk terapiye kapalı olabilir. Zorla getirilen, iletişim kurmak istemeyen bir çocuk üzerinde hipnoz çalışmaz. Güven bağı kurulmadan yapılan her girişim başarısızlıkla sonuçlanır. Terapist ile çocuk arasındaki frekansın tutması şarttır. Eğer çocuk terapisti sevmezse veya kendini güvende hissetmezse, zihnini kapatır.
Her sorun için tek çözüm değildir
Hipnoterapiyi her derdin devası gibi görmek yanlıştır. Bazı durumlarda biyolojik veya nörolojik temelli sorunlar olabilir. Örneğin, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumlarda tek başına hipnoz yeterli gelmeyebilir. Bu tür durumlarda, diğer tıbbi ve psikolojik tedavilerle entegre bir yaklaşım benimsemek daha doğrudur. Tek bir yönteme körü körüne bağlanmak, zaman kaybına yol açar.
Hangi Durumlarda Başvurulur?
Çocuklarda hipnoterapi yelpazesi oldukça geniştir. Ebeveynlerin en sık başvurduğu konuların başında alt ıslatma (enürezis) gelir. Tıbbi bir sebep yoksa, bu durum genellikle psikolojiktir ve hipnozla çok hızlı düzelir.
Bunun yanı sıra sınav kaygısı, günümüz çocuklarının en büyük dertlerinden biridir. Yoğun stres altında bildiklerini unutan, elleri titreyen çocuklar için gevşeme teknikleri ve telkinler hayat kurtarıcıdır. Performans kaygısı yerini sakinliğe ve odaklanmaya bırakır.
Tırnak yeme, parmak emme, saç koparma gibi davranış bozukluklarında da sıklıkla bu yola başvurulur. Ayrıca, kardeş kıskançlığı, boşanma süreci sonrası adaptasyon sorunları, gece korkuları, kabuslar gibi konularda da uzman desteği alınır.
Uzman Seçiminde Kritik Noktalar
Çocuğunuzu emanet edeceğiniz kişiyi seçerken ince eleyip sık dokumanız gerekir. Sertifikası olmayan, sadece hafta sonu kurslarıyla bu işi yaptığını iddia eden kişilerden uzak durmak şarttır. Uzmanın, tıp veya psikoloji kökenli olması, klinik deneyiminin bulunması güvenilirlik açısından ilk kriterdir.
Dr. Serkan Akıncı Kliniği, bu alanda T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı uzmanlığıyla öne çıkar. Ruh ve beden sağlığını bir bütün olarak ele alan klinik, sadece semptomu değil, sorunun kaynağını hedefler. Bilimsel temelli, bütüncül hipnoterapi ve psikoterapi çözümleriyle ailelere destek verir.
Kliniğin yaklaşımı ve etik değerler
Dr. Serkan Akıncı Kliniği bünyesinde yapılan çalışmalarda etik değerler her şeyin önündedir. Çocuğun yüksek yararı gözetilir. Bağımlılıklar, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi zorlu alanlarda bile titiz bir çalışma yürütülür. Regresyon ve nörohipnotik doyum terapisi gibi ileri teknikler, uzmanlarca çocuğun yaşına uygun hale getirilerek uygulanır.
Danışan mahremiyeti ve güvenliği, kliniğin kırmızı çizgisidir. Türkiye genelinde danışan kabul eden merkez, her çocuğun biricik olduğunu bilir ve standart bir program yerine kişiye özel bir yol haritası çizer.
Tedavi Süreci Nasıl İlerler?
İlk görüşme genellikle ebeveynlerle yapılır. Sorunun detayları, çocuğun geçmişi, aile yapısı konuşulur. Ardından çocukla tanışma faslı başlar. Bu aşamada terapist, çocukla oyun oynayarak veya sohbet ederek güven bağını inşa eder. Çocuğun ilgi alanları, sevdiği kahramanlar, korkuları bu sohbetlerde ortaya çıkar.
Seanslar başladığında ise klasik bir koltuk seansı beklememek gerekir. Çocuk bazen resim çizerken, bazen bir kuklayı konuştururken transa girer. Terapist, bu doğal akış içinde gerekli telkinleri verir. Seans sonrasında çocuk, genellikle rahatlamış ve mutlu hisseder. Ev ödevleri veya minik egzersizlerle süreç desteklenir.
Ailenin rolü
Bu süreçte ailenin tutumu büyük yer tutar. Terapi odasında yapılanlar, evde desteklenmezse etkisi azalır. Terapistin verdiği yönergelere ailenin uyması, çocuğun üzerindeki baskıyı azaltması gerekir. “Hadi terapiye gittin, neden hala düzelmedin?” gibi sorgulayıcı tavırlar sürece zarar verir. Sabır ve anlayış, iyileşmenin en büyük anahtarıdır.
Yanlış Bilinenler ve Hurafeler
Toplumda hipnozla ilgili pek çok yanlış inanış dolaşır. Çocuğun iradesinin elinden alınacağı, uyanamayacağı veya sırlarını ifşa edeceği sanılır. Bunlar tamamen film senaryolarından ibarettir. Hipnoz bir uyku hali değildir; aksine odaklanmış bir dikkat halidir. Kişi istemediği hiçbir şeyi yapmaz veya söylemez. Kontrol her zaman kişinin, dolayısıyla çocuğun elindedir.
Özellikle çocuklarda, bu süreç çok daha naif ve yumuşak ilerler. Kimse çocuğun zihnini ele geçirmez. Amaç, çocuğun kendi zihnindeki kilitleri açmasına yardım etmektir.
Ebeveynlere Tavsiyeler
Eğer çocuğunuzda, tıbbi bir sebebi olmayan inatçı sorunlar gözlemliyorsanız, hipnoterapi seçeneğini masaya yatırabilirsiniz. Ancak karar vermeden önce detaylı bir araştırma yapmakta fayda var. Aceleci davranmak yerine, doğru uzmanı bulmak için zaman harcayın.
Çocuğunuza durumu anlatırken “seni doktora götüreceğiz” yerine “oyun oynayabileceğin, sohbet edebileceğin bir abi/abla ile tanıştıracağız” demek daha doğru olur. Çocuğun önyargısız ve korkusuz gelmesi, seansın verimini artırır.
Unutmayın, her çocuk özeldir ve her çocuğun iyileşme hızı farklıdır. Kimi çocukta iki seansta çözülen bir durum, diğerinde on seans sürebilir. Kıyaslama yapmamak, çocuğa zaman tanımak gerekir.
Duygusal sorunlar, görmezden gelindiğinde büyür ve yetişkinlik hayatını etkiler. Erken dönemde yapılan doğru müdahaleler, sağlıklı bir geleceğin temelini atar. Bilimin ışığında, doğru yöntemlerle çocukların yüklerini hafifletmek mümkündür. Dr. Serkan Akıncı Kliniği gibi profesyonel merkezler, bu yolda ailelerin en büyük destekçisidir. Bilimsel, etik ve sevgi dolu bir yaklaşımla, çocukların yüzündeki gülümsemeyi geri getirmek paha biçilemez bir değerdir.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
