Çocuk ve ergenlerde hipnoterapi uygulamaları, genç zihinlerin esnek yapısından yararlanır. Yetişkinlere kıyasla çocuklar, hayal dünyalarına çok daha hızlı erişir. Onların zihni, oyun oynarken veya bir çizgi film izlerken zaten doğal bir trans halindedir. Bu yatkınlık, terapötik müdahalelerin başarısını artırır. Çocuğun veya gencin yaşadığı duygusal, davranışsal sıkıntıların çözümünde ilaçsız bir destek arayan aileler buraya yönelir. Bilinçaltı düzeyde yapılan çalışmalar, kökleşmiş korkuların veya alışkanlıkların değişiminde büyük rol oynar.
Hipnoz, uyku hali değildir. Tam tersine, dikkatin yoğunlaştığı özel bir uyanıklık durumudur. Çocuklar bu duruma yabancı değildir. Oyun kurarken girdikleri odaklanma hali, hipnotik transa çok benzer. Uzman bir terapist eşliğinde, bu doğal yetenek iyileşme yönünde kanalize edilir.
Çocuklarda Hipnoz Nasıl Uygulanır?
Yetişkin seanslarında koltukta uzanıp gözleri kapatmak yaygındır. Çocuklarda ise durum başkadır. Küçük yaş gruplarında oyun terapisi ile hipnoz iç içe geçer. Kuklalar, hikayeler veya resimler üzerinden gidilir. Çocuk, farkında olmadan transa girer. Terapist, çocuğun kendi hayal dünyasındaki metaforları alır. Onları, sorunun çözümü için yeniden kurgular. Gözler açıkken bile trans hali sürer.
Ergenlerde yaklaşım biraz daha yetişkin modeline benzer. Ancak otoriter bir dil yerine iş birliği ön plandadır. Ergen birey, kontrolün kendisinde olduğunu bilmek ister. Terapist rehber konumundadır. Güven ilişkisi kurulduktan sonra telkinler verilir.
Sınav Kaygısı ve Okul Başarısı
Okul çağındaki çocukların ve gençlerin en büyük dertlerinden biri sınav kaygısı durumudur. Bilgiler zihindedir ama kağıt önlerine gelince her şey silinir. Eller titrer, nefes alışverişi bozulur. Bu durum, sadece çalışarak düzelmez. Kaygının kökeni bilinçaltındadır. “Başarısız olursam sevilmem” veya “Rezil olurum” gibi inançlar oradadır.
Hipnoterapi seanslarında, genç zihinde güvenli bir yer inşa edilir. Sınav anı, sakin ve rahat bir ortam gibi hayal ettirilir. Beyin, gerçekle hayali ayırt edemez. Sınavda sakin kaldığına dair yapılan canlandırmalar, beyindeki nöral yolları değiştirir. Gerçek sınav geldiğinde, beden o sakinliği hatırlar. Odaklanma sorunu yaşayan öğrencilerde de benzer teknikler işe yarar. Dikkatin dağılmasını engelleyen çapalar atılır.
Alt ıslatma (Enürezis) tedavisi
Gece alt ıslatma, hem çocuk hem de aile için yıpratıcıdır. Tıbbi bir neden yoksa, sorun psikolojik kökenlidir. Çocuk, derin uykuda mesane sinyallerini alamaz. Ya da bilinçaltında gerilemeye neden olan bir stres faktörü vardır. Kardeş kıskançlığı, okul korkusu gibi durumlar tetikleyicidir.
Hipnoz altında çocuğa, mesanesinin bir bekçisi olduğu anlatılır. Gece sıkıştığında bu bekçinin onu uyandıracağı telkin edilir. “Kuru kalkmak” fikri zihne yerleştirilir. Başarı hikayeleri üzerinden çocuğun özgüveni tazelenir. Suçluluk duygusu ortadan kalkınca, iyileşme hızlanır.
Korkular ve Fobilerle Baş Etme
Çocukların dünyasında canavarlar, karanlık veya hayvan korkuları geniştir. Bazen de sosyal fobi, yani arkadaş ortamına girememe durumu görülür. Mantıklı açıklamalar (“Korkacak bir şey yok” demek) işe yaramaz. Çünkü korku, mantık bölgesinde değil, ilkel beyinde oluşur.
Terapist, çocuğun korktuğu nesneyi zihninde küçültmesini ister. Korkunç bir köpeği, komik şapkalı minik bir kediye dönüştürme oyunu oynanır. İmgeleme teknikleri sayesinde korku nesnesi duyarsızlaşır. Sosyal kaygı yaşayan gençler içinse, kendilerini rahatça ifade ettikleri sahneler kurgulanır. Topluluk önünde konuşurken güçlü hissetme provaları yapılır.
Ergenlik dönemi çatışmaları
Ergenlik, hormonların ve beynin yeniden yapılandığı fırtınalı bir dönemdir. Öfke patlamaları, içe kapanma, yeme bozuklukları sıklaşır. Aile ile iletişim kopar. Genç, kimlik arayışındadır. Bu karmaşada hipnoterapi, bir denge unsuru olur.
Gencin öfkesini kontrol etmesi için oto-hipnoz (kendi kendine hipnoz) öğretilir. Gerginlik anında uygulayacağı nefes ve imgeleme teknikleri verilir. Bu sayede dürtülerini yönetme becerisi kazanır. Yeme bozukluklarında ise beden algısı üzerine çalışılır. Sağlıklı bedene duyulan saygı, bilinçaltı düzeyde pekiştirilir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB)
Dikkat eksikliği tanısı alan çocuklarda zihin sürekli başka yerdedir. Bir göreve başlamak ve bitirmek zordur. İlaç tedavileri yaygındır ancak tek başına yetmeyebilir. Hipnoz, zihni yavaşlatmayı ve tek bir noktaya odaklamayı öğretir.
Seanslarda, zihnin bir ekran olduğu ve kumandanın çocuğun elinde olduğu metaforu işlenir. İstemediği kanalları (dikkati dağıtan sesleri) kapatma yetkisi ona verilir. Bu kontrol hissi, çocuğun derse veya ödeve odaklanma süresini uzatır. Düzenli pratikle, beyin odaklanma kasını güçlendirir.
Tikler ve takıntılar
Göz kırpma, omuz silkme veya tırnak yeme gibi tikler, stresin bedensel dışavurumudur. Çocuk bunları istemsiz yapar. Uyarıldıkça artar. OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) benzeri takıntılar da yaşam kalitesini düşürür.
Hipnoterapi, bu istemsiz hareketlerin altındaki gerginliği boşaltır. Tik gelmeden önceki his fark ettirilir. O enerji, başka ve zararsız bir harekete (örneğin parmağı hafifçe oynatma) yönlendirilir. Zamanla tik sönümlenir. Tırnak yeme gibi alışkanlıklarda, elin ağza gittiği an acı bir tat alma veya elin ağırlaşması gibi telkinler verilir.
Travma Sonrası Etkiler
Çocuklar, yetişkinlerin “küçük” gördüğü olaylardan travmatize olabilir. Bir kaza, boşanma, taşınma veya sevilen birinin kaybı derin izler bırakır. Konuşarak anlatamadıkları bu acılar, kabuslara veya hırçınlığa dönüşür.
Travma çalışmasında, olayın duygusal yükü boşaltılır. Olay hafızadan silinmez ama artık acı vermez hale gelir. Çocuk, o anıya baktığında nötr hisseder. TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) belirtileri azalır. Güven duygusu yeniden inşa edilir.
Uyku bozuklukları
Uykuya dalamama, gece terörü veya sık uyanma, çocuğun gelişimini bozar. Büyüme hormonu uykuda salgılanır. Kalitesiz uyku, huysuzluk ve öğrenme güçlüğü yapar.
Hipnotik gevşeme teknikleri, çocuğu uykuya hazırlar. Zihni boşaltma ve bedeni rahatlatma ritüelleri öğretilir. “Uyku perisi” veya “güvenli mağara” gibi imgelerle derin uykuya geçiş kolaylaşır. İlaçsız bir çözüm olması, ebeveynler için tercih sebebidir.
Dr. Serkan Akıncı Kliniği Yaklaşımı
Tıbbi ve etik sınırlar içinde kalmak, çocuklarla çalışırken en mühim kuraldır. Dr. Serkan Akıncı Kliniği, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı yetkinliğiyle bu hassasiyeti gözetir. Ruh ve beden sağlığını bir bütün sayan yaklaşımı benimser.
Klinik bünyesinde uygulanan tedaviler, bilimsel temellere dayanır. Bağımlılıklar, anksiyete, OKB ve somatik belirtilerde kişiye özel rotalar çizilir. Regresyon veya nörohipnotik doyum terapisi gibi metotlar, uzman ellerde şekillenir. Amaç, geçici bir rahatlama değil, kalıcı bir iyileşmedir. Danışan mahremiyeti ve etik değerler, her adımda korunur. Türkiye’nin her yerinden danışanlar, bu profesyonel çatı altında destek bulur.
Ebeveynlere düşen görevler
Terapinin başarısı sadece terapiste bağlı değildir. Evdeki ortam belirleyicidir. Aile, destekleyici olmalıdır. Çocuğu yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. Terapi sonrası çocukta görülen değişimler sabırla izlenmelidir. Bazen iyileşme hemen görülür, bazen zaman alır. Ebeveynin kaygısı çocuğa geçer. Bu yüzden anne-babanın da sakin kalması lazımdır.
Yanlış inanışlar ve gerçekler
Toplumda hipnozla alakalı çok sayıda hurafe dolaşır. “Çocuğumun beyni yıkanacak mı?” veya “İstemediği şeyleri yaptırırlar mı?” gibi korkular yersizdir. Hipnozda kontrol kaybı yoktur. Kişi istemediği hiçbir şeyi yapmaz veya söylemez. Ahlaki değerlerine aykırı telkinleri zihin reddeder.
Bir diğer yanlış inanç, hipnozdan uyanamama korkusudur. Böyle bir vaka yoktur. Terapist seansı bitirmese bile, kişi bir süre sonra kendiliğinden normal uyanıklık haline döner veya doğal uykuya geçer. Bu yöntem, yan etkisi olmayan güvenli bir araçtır.
Seans Sıklığı ve Süresi
Her çocuğun ihtiyacı başkadır. Kimi sorunlar tek seansta çözülürken, kimisi için bir dizi görüşme gerekir. İlk görüşmede terapist, aileyi ve çocuğu tanır. Sorunun ne kadar süredir devam ettiği, şiddeti ve çocuğun uyumu planlamayı etkiler. Genellikle haftalık periyotlarla başlanır. İlerleme kaydedildikçe aralar açılır.
Seans süreleri çocukların dikkat süresine göre ayarlanır. Ergenlerde 50 dakika civarı sürerken, küçük çocuklarda bu süre daha kısa olabilir. Önemli olan sürenin uzunluğu değil, o süre içinde yakalanan etkin trans derinliğidir.
Hangi yaş aralığı uygundur?
Çocuklarda hipnoterapi için ideal yaş, iletişim becerilerinin geliştiği 5-6 yaş ve sonrasıdır. Çocuğun söylenenleri anlaması ve komutları takip etmesi lazımdır. Daha küçüklerde doğrudan hipnoz yerine oyun terapisi ağırlıklı gidilir. Üst yaş sınırı yoktur. Ergenlik bitimine kadar pediyatrik hipnoz teknikleri, yetişkin teknikleriyle harmanlanarak uygulanır.
Zeka geriliği veya ağır psikotik durumlar haricinde, çoğu çocuk hipnoza çok iyi yanıt verir. Onların önyargıları yoktur. “Bu imkansız” diye düşünmezler. “Uçan bir halıya bin ve bulutların üzerine çık” denildiğinde, yetişkinler bunu sorgular ama çocuklar hemen o halıya biner. İyileşme gücü bu kabulde saklıdır.
Terapist Seçiminde Dikkat Edilecekler
Çocuk ruh sağlığı hassas bir alandır. Uygulayıcının mutlaka tıp veya psikoloji eğitimi almış olması şarttır. Sadece kısa bir kursla sertifika almış kişilerden uzak durmak gerekir. Terapistin çocuklarla iletişim dili güçlü olmalıdır. Güven vermeyen bir ortamda çocuk açılmaz.
Ailenin terapistle iletişimi de kritiktir. Aile, süreç hakkında bilgilendirilmeli ve iş birliğine dahil edilmelidir. Ancak seansın mahremiyeti çocuğa aittir. Çocuğun anlattığı her şey aileye yetiştirilmez. Bu güven kırılırsa tedavi yarım kalır. Sadece çocuğun güvenliğini tehdit eden durumlarda aile bilgilendirilir.
Çocuk ve ergen psikolojisi, yetişkinlerden ayrı bir uzmanlık alanıdır. Kullanılan dil, ses tonu ve materyaller yaş grubuna uygun seçilir. Doğru uzman ve doğru yöntemle, çocukların yaşadığı pek çok sorun, ilaç yükü altına girmeden çözüme kavuşur. Zihinlerinin gücünü keşfeden çocuklar, hayatları boyunca kullanacakları bir baş etme mekanizması kazanır.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
