Çocuk hipnozunda öngörüşme ve ilk seansa hazırlık süreçleri, terapinin gidişatını belirleyen en kritik aşamalardan biridir. Bir çocuğun zihinsel dünyasına adım atarken, yetişkinlerden çok daha hassas ve dikkatli bir yaklaşım sergilemek şarttır. Ailelerin endişelerini gidermek, çocuğun güvenini kazanmak ve doğru teknikleri belirlemek, bu hazırlık evresinin ana hatlarını çizer. Başarılı bir hipnoterapi süreci, henüz çocuk koltuğa oturmadan önce başlar. Bu aşamada yapılan hatalar, çocuğun direncini artırabilir veya ailenin sürece olan inancını zedeleyebilir. Bu yüzden her adımı planlamak ve titizlikle uygulamak büyük değer taşır.
Aile ile Kurulan İlk İletişim ve Beklentilerin Yönetimi
Süreç genellikle ebeveynlerin telefonu veya yüz yüze başvurusu ile başlar. Anne ve babalar, çocuklarının yaşadığı sorunlar karşısında çaresiz hissedebilirler. Çocuk hipnozu konusunda toplumda yanlış bilinen pek çok efsane dolaşır. Aileler, çocuklarının iradesinin elinden alınacağını veya istemedikleri şeyleri yapacaklarını düşünebilir. İlk temasta bu korkuları yatıştırmak, doğru bilgiyi aktarmak gerekir.
Ebeveynlere, hipnozun bir uyku hali olmadığı, tam tersine odaklanmış bir dikkat durumu olduğu anlatılmalıdır. Çocuğun kontrolü kaybetmediği, sadece telkinlere daha açık bir hale geldiği vurgulanmalıdır. T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı yöntemlerle çalışan Dr. Serkan Akıncı Kliniği, ailelerin bu konudaki kafa karışıklıklarını gidermek adına bilimsel verilerle hareket eder. Ailenin beklentisini makul seviyede tutmak, hayal kırıklıklarını önler. Tek bir seansta tüm sorunların bitmesini bekleyen ebeveynlere, bunun bir süreç olduğu nazikçe hatırlatılmalıdır.
Ebeveynlerin rolü ve işbirliği
Anne ve babanın terapiye yaklaşımı, çocuğu doğrudan etkiler. Eğer ebeveyn kaygılıysa, çocuk da kaygılı olur. Ebeveynlerin, çocuğun yanında sorunu sürekli anlatması veya çocuğu “hasta” etiketiyle tanımlaması yanlıştır. İlk görüşmede ebeveynlerden, çocuğun yanında olumsuz konuşmamaları istenir. Sorunun tanımı yapılırken suçlayıcı dilden kaçınmak lazımdır. “Odasını hiç toplamıyor” yerine “Düzen konusunda desteğe ihtiyacı var” demek daha yapıcıdır. Aileden tam bir işbirliği almak, terapist için işleri kolaylaştırır. Evde yapılacak küçük değişiklikler veya çocuğa karşı tutum değişiklikleri, terapinin hızını artırır.
Çocuğun Yaşına ve Gelişimine Göre Yaklaşım
Her yaş grubu farklı bir iletişim dili ister. Beş yaşındaki bir çocukla on iki yaşındaki bir ergenin dünyası tamamen ayrıdır. Küçük çocuklarda oyun terapisi ile iç içe geçmiş bir hipnoz yöntemi uygulanır. Onlara “hipnoz yapacağız” demek yerine “gözlerimizi kapatıp hayal kuracağız” demek daha anlaşılırdır. Ergenlerde ise durum değişir. Onlara çocuk muamelesi yapmak, iletişimi koparır. Ergen bireylere, sürecin mantığını anlatmak ve onların onayıyla ilerlemek saygı duyulduğunu hissettirir.
Çocuğun bilişsel seviyesini anlamak, kullanılacak metaforları seçmek adına mühimdir. Hayal gücü geniş olan bir çocuğa fantastik hikayeler üzerinden telkin verilebilirken, daha gerçekçi düşünen bir çocuğa başarı hikayeleri üzerinden gidilebilir. Çocuklarda kaygı veya korku durumlarında, onların sevdiği kahramanları veya güvenli buldukları yerleri kullanmak, zihinsel bariyerleri aşmayı kolaylaştırır.
Güven Ortamını İnşa Etmek ve Fiziksel Koşullar
Çocuk, girdiği odada kendini güvende hissetmelidir. Soğuk, hastane görünümlü, beyaz önlüklü insanların olduğu bir ortam çocuğu gerebilir. Daha sıcak, renkli ama dikkati dağıtmayacak kadar sade bir oda düzeni tercih edilir. Koltuğun rahat olması, çocuğun ayaklarının yere değmesi veya desteklenmesi, fiziksel gevşeme için şarttır.
Terapist ile çocuk arasındaki ilişki, tekniğin kendisinden bile daha fazla etkiye sahiptir. Çocuğun terapisti sevmesi, onu bir otorite figürü değil, bir oyun arkadaşı veya rehber olarak görmesi gerekir. İlk dakikalarda havadan sudan konuşmak, çocuğun hobilerini, sevdiği oyunları sormak buzları eritir. Çocuğun göz seviyesine inerek konuşmak, aradaki hiyerarşiyi azaltır.
Detaylı Anamnez (Öykü) Alma Süreci
Sorunun kökenine inmek için detaylı bir geçmiş bilgisi toplamak lazımdır. Bu sadece “sorun nedir?” sorusuyla sınırlı kalamaz. Çocuğun doğum hikayesi, geçirdiği hastalıklar, okul hayatı, arkadaş ilişkileri ve aile içi dinamikler tek tek konuşulur. Bazen alt ıslatma probleminin altında, okulda yaşanan bir akran zorbalığı yatabilir. Ya da tırnak yeme alışkanlığı, evdeki gergin ortamdan kaynaklanabilir.
Anamnez alırken şu başlıklar üzerinde durulur:
•Uyku düzeni: Çocuk rahat uyuyor mu? Kabus görüyor mu? Diş gıcırdatma var mı?
•Beslenme alışkanlıkları: İştah durumu nasıl? Seçici mi?
•Okul başarısı ve uyumu: Dersleri nasıl? Öğretmenleri ile arası iyi mi?
•Sosyal ilişkiler: Arkadaş edinebiliyor mu? İçine kapanık mı yoksa dışa dönük mü?
•Korkular ve fobiler: Karanlıktan, hayvanlardan veya yalnız kalmaktan korkuyor mu?
Bu bilgilerin hepsi, hipnoz senaryosunu yazarken kullanılacak malzemelerdir. Çocuğun sevdiği bir çizgi film karakterini bilmek, seansta o karakteri bir güç simgesi olarak kullanmaya yarar.
Hipnoza Yatkınlık ve Telkin Edilebilirlik
Çocuklar doğaları gereği hipnoza yetişkinlerden daha yatkındır. Hayal güçleri ile gerçeklik arasındaki çizgi daha incedir. Yine de her çocuğun telkin alma düzeyi aynı değildir. İlk seanstan önce, oyun tadında bazı telkin denemeleri yapmak faydalı olur. “Ellerimiz birbirine yapıştı” oyunu veya “Limon yediğini hayal et” gibi basit imajinasyon çalışmaları, çocuğun odaklanma becerisini gösterir.
Bu denemeler, çocuğa başarısızlık hissi yaşatmadan yapılmalıdır. “Yapamadın” demek yerine “Belki biraz daha hayal edebiliriz” gibi teşvik edici cümleler kurulur. Görsel, işitsel veya dokunsal hafızasının hangisinin daha baskın olduğunu anlamak, terapi dilini belirler. Görsel hafızası kuvvetli bir çocuğa “görüyorsun” demek, işitsel olana “duyuyorsun” demek etkinliği artırır.
İlk Seans Öncesi Çocuğu Bilgilendirme
Çocuk ne ile karşılaşacağını bilmezse korkar. Ona yapılacak işlemin basitçe anlatılması gerekir. “Seninle biraz konuşacağız, sonra gözlerimizi kapatıp güzel şeyler hayal edeceğiz. Bu senin daha güçlü, daha cesur olmana yardım edecek” gibi basit açıklamalar yeterlidir. Hipnoz kelimesini kullanmak, çocuğun yaşına göre bazen gereksiz olabilir. “Rahatlama saati” veya “Süper kahraman çalışması” gibi isimler takmak süreci daha cazip kılar.
Çocuğun aklındaki soruları sormasına izin verilmelidir. “Uyuyacak mıyım?”, “İstemediğim bir şeyi söyler miyim?” gibi sorular dürüstçe yanıtlanmalıdır. Çocuğa her zaman kontrolün kendisinde olduğu, istemediği zaman gözlerini açabileceği söylenmelidir. Bu garanti, çocuğun kendini bırakmasını kolaylaştırır.
Dr. Serkan Akıncı kliniği’nin yaklaşımı
Ruh ve beden sağlığına bütüncül bakan bir anlayışla hareket eden Dr. Serkan Akıncı Kliniği her çocuğun biricik olduğu gerçeğinden yola çıkar. T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı uzman kadrosuyla, bağımlılıklar, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete ve obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi zorlu alanlarda profesyonel destek verir. Klinik, sadece semptomu bastırmayı değil, sorunun kaynağını bulup kalıcı iyileşmeyi hedefler. Regresyon ve nörohipnotik doyum terapisi gibi bilimsel temelleri olan yöntemler, çocuğun yaşına ve durumuna göre uyarlanır. Etik değerlere bağlılık, bu hassas süreçte ailenin ve çocuğun haklarını korumanın teminatıdır.
Seans Odasında Ebeveynin Varlığı
İlk görüşmede ebeveynler odada bulunabilir. Ancak asıl hipnoz çalışması sırasında ebeveynin dışarıda beklemesi genellikle daha verimlidir. Çocuk, annesinin veya babasının yanında kendini tam olarak ifade edemeyebilir, onları üzmemek için bazı şeyleri saklayabilir. Ayrıca ebeveynin kaygılı bakışları çocuğun odaklanmasını bozar.
Bu durum aileye nazikçe açıklanmalıdır. Çok küçük çocuklarda veya ayrılık kaygısı olanlarda ebeveyn, çocuğun göremeyeceği bir köşede, sessizce oturabilir. Amaç, çocuğun terapistle birebir bağ kurmasıdır. Ergenlerde ise gizlilik esastır. Aileye, içeride konuşulanların (çocuğa veya başkasına zarar verme riski hariç) çocukla terapist arasında kalacağı söylenmelidir. Bu gizlilik sözü, ergenin açılmasını sağlar.
İlk Seansın Yapısı ve Sonlandırılması
Hazırlık aşaması bittikten sonra ilk seansa geçilir. İlk seans genellikle tanışma, güven kurma ve hafif bir gevşeme egzersizi ile geçer. Derin hipnoz çalışmaları için acele edilmez. Çocuğun bu yeni deneyimden keyif alması, bir sonraki seansa isteyerek gelmesini sağlar. Seans sonunda çocuğa “Nasıldı?”, “Neler hissettin?” diye sormak, geri bildirim almak açısından değerlidir.
Seans bitiminde çocuğa küçük bir görev veya ev ödevi verilebilir. “Bu hafta kendine güvenli bir yer hayal etmeni istiyorum” gibi basit yönergeler, terapiyi seans dışına taşır. Aileye de kısa bir bilgilendirme yapılır ama çocuğun özeli ifşa edilmez. “Gayet iyi geçti, uyum sağladı” gibi genel ifadeler yeterlidir.
Çocuk hipnozunda öngörüşme ve hazırlık, binanın temelini atmak gibidir. Temel ne kadar sağlam olursa, üzerine inşa edilecek tedavi de o kadar kalıcı olur. Sabır, anlayış ve doğru tekniklerle, çocukların zihinlerindeki düğümleri çözmek mümkündür. Her çocuk, içinde kendi çözümünü taşır; terapistin görevi o çözümü ortaya çıkaracak ortamı hazırlamaktır.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
