Çocuklarda tikler ve alışkanlıklar, ebeveynlerin en sık karşılaştığı, endişe duyduğu davranış kalıpları arasında yer alır. Büyüme çağındaki bireylerde gözlenen tekrarlayıcı hareketler, bazen geçici bir duruma işaret ederken bazen de altında yatan psikolojik veya nörolojik bir köken barındırır. İstemsiz kas kasılmaları veya amaçsız ses çıkarmalar şeklinde beliren bu durumlar, çocuğun sosyal yaşamını, okul başarısını ve öz güvenini zedeleyebilir. Erken dönemde doğru gözlem ve uzman desteği, sorunun kronikleşmeden çözülmesine zemin hazırlar. Ailelerin panik yapmadan, durumu soğukkanlılıkla takip etmesi ve doğru yönlendirmelerle süreci yönetmesi büyük değer taşır.
Tıbbi literatürde Onikofaji adıyla bilinen tırnak yeme, 3-4 yaşlarından itibaren başlayıp ergenlik döneminde zirveye ulaşan yaygın bir davranıştır. Dürtü kontrol bozuklukları sınıfında yer alan bu eylem, çocuğun yaşadığı içsel gerilimi dışa vurma yöntemidir. Baskı altındaki çocuk, parmak uçlarındaki deriyi veya tırnağı dişleriyle kopararak anlık bir rahatlama hisseder. Ancak bu rahatlama kısa sürer ve yerini suçluluk duygusuna bırakır.
Bu davranışın altında yatan sebepler çeşitlilik arz eder. Aile içi huzursuzluk, kardeş kıskançlığı, okul stresi veya mükemmeliyetçi ebeveyn tutumları, çocuğu bu eyleme iter. Tırnak yeme alışkanlığı, sadece estetik bir sorun değildir; tırnak yatağında kalıcı bozulmalara, diş yapısında aşınmalara ve mide-bağırsak enfeksiyonlarına kapı aralar. Ellerin sürekli ağızla teması, virüslerin ve bakterilerin vücuda girişini kolaylaştırır.
Ebeveynlerin sert uyarıları, cezalandırma yöntemleri veya eleştirel yaklaşımları, sorunu derinleştirmekten öteye gitmez. Çocuğun ellerini meşgul edecek aktiviteler bulmak, kaygı kaynağını tespit edip ortadan kaldırmak ve sabırlı bir tutum sergilemek iyileşme hızını artırır. İleri vakalarda oyun terapisi veya bilişsel davranışçı terapiler devreye girer.
Bebeklik çağında doğal bir refleks olan parmak emme, okul öncesi döneme kadar devam ettiğinde bir alışkanlık bozukluğu niteliği kazanır. Bebekler anne karnında başlattıkları bu eylemi, kendilerini güvende hissetmek ve uykuya geçişi kolaylaştırmak amacıyla sürdürür. Ancak 4-5 yaşından sonra devam eden parmak emme davranışı, ağız ve diş sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturur.
Sürekli parmak emen çocuklarda, üst damak yapısı derinleşir ve ön dişler dışa doğru itilir. Bu durum, “açık kapanış” adı verilen ortodontik bozukluklara yol açar. Çene kemiğinin gelişim yönü değişir ve konuşma bozuklukları (pelteklik gibi) ortaya çıkar. Fiziksel etkilerin ötesinde, okul çağındaki çocuklar akran zorbalığı riskiyle karşı karşıya kalır. Arkadaş çevresinde alay konusu olma korkusu, çocuğun sosyal izolasyon yaşamasına neden olur.
Bu alışkanlığın sonlandırılması için çocuğun hazır oluşu kritiktir. Zorlayıcı yöntemler yerine, ödül sistemleri ve pozitif pekiştireçler daha hızlı yanıt verir. Çocuğun parmağını ağzına götürdüğü anları fark etmesini sağlayan hatırlatıcılar ve ellerini kullanacağı hobiler edinmesi, süreci kolaylaştırır.
Dudak ısırma veya dudak emme, genellikle stres anlarında ortaya çıkan ve zamanla otomatiğe bağlanan bir davranıştır. Kaygılı, içe kapanık veya duygularını dışa vurmakta zorlanan çocuklarda daha sık rastlanır. Alt dudağın emilmesi, dişlerin dudağa baskı yapmasıyla gerçekleşir ve uzun vadede dudak çevresinde kızarıklık, çatlama, hatta enfeksiyon riskini beraberinde getirir.
Sürekli ıslak kalan dudak bölgesi, “Dudak yalama dermatiti” adı verilen cilt sorunlarına zemin hazırlar. Ağrılı çatlaklar, çocuğun yemek yemesini ve konuşmasını zorlaştırır. Diş yapısı açısından bakıldığında, üst dişlerin öne fırlaması ve alt dişlerin geriye yatması gibi hizalama problemleri doğar. Bu durum, ilerleyen yaşlarda uzun süreli ortodontik tedavileri zorunlu kılar.
Çocuğun dudak ısırma eylemini hangi durumlarda gerçekleştirdiği dikkatle izlenmelidir. Televizyon izlerken, ders çalışırken veya azarlanma korkusu yaşadığında artış gösteren bu davranış, altta yatan duygusal ihtiyacı işaret eder. Nemlendirici kremler kullanmak hem dudağı korur hem de tat farkındalığı yaratarak çocuğun eylemi fark etmesine yardımcı olur.
Trikotillomani, kişinin kendi saçını, kaşını, kirpiğini veya vücut kıllarını yolmasıyla karakterize, karmaşık bir dürtü kontrol bozukluğudur. Saç koparma hastalığı olarak da bilinen bu durum, basit bir alışkanlıktan ziyade, psikolojik kökenleri derin olan bir tablodur. Çocuk, koparma öncesinde yoğun bir gerginlik hisseder; kopardıktan sonra ise geçici bir haz ve rahatlama yaşar.
Kafa derisinde oluşan kellik alanları (alopesi), çocuğun dış görünüşünü bozar ve ciddi bir utanç kaynağı haline gelir. Çocuklar bu alanları şapka veya saç modelleriyle gizleme yoluna gider. Saç yolma davranışına bazen koparılan kılı yutma (trikofaji) eşlik eder ki bu durum, mide ve bağırsaklarda kıl yumağı oluşumuna yol açarak cerrahi müdahale gerektiren tıbbi acillere dönüşür.
Bu bozukluk, depresyon veya obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ile eş zamanlı seyredebilir. Dermatolojik tedaviler tek başına yetersiz kalır; mutlaka çocuk psikiyatrisi ve psikolojisi ile iş birliği şarttır. Ailenin desteği ve uzman terapisi ile dürtülerin kontrol altına alınması hedeflenir.
Burun karıştırma, erken çocukluk döneminde merak veya burun içindeki kuruluk hissiyle başlayan, ancak sosyal normlara aykırı olması nedeniyle ebeveynleri en çok rahatsız eden alışkanlıklardan biridir. Tıbbi adıyla Rinotillexomania, sadece bir görgü kuralı ihlali değil, sağlık açısından risk taşıyan bir eylemdir.
Burun mukozası son derece hassas ve kılcal damarlarla örülü bir yapıdadır. Sürekli parmakla müdahale, burun kanamalarına (epistaksis) ve mukozal zedelenmelere yol açar. Tırnak altındaki mikropların burun içine taşınması, Staphylococcus aureus gibi bakterilerin yerleşmesine ve enfeksiyonların yayılmasına ortam hazırlar. Alerjik rinit veya burun içi kabuklanma yaşayan çocuklarda bu davranış daha sık görülür.
Çocuğu herkesin içinde utandırmak veya “yapma” diye bağırmak ters teper. Bunun yerine, burun temizliğinin banyoda veya lavaboda mendil kullanılarak yapılması gerektiği öğretilmelidir. Burun içi nemlendiriciler veya tuzlu su spreyleri, kuruluk hissini azaltarak karıştırma ihtiyacını minimize eder.
Vücut sallama, başı ritmik olarak öne arkaya veya sağa sola hareket ettirme, genellikle uykuya geçiş evresinde veya boşluk anlarında görülür. Ritmik hareket bozukluğu kapsamında değerlendirilen sallanma, bebeklikte kendi kendini sakinleştirme mekanizması olarak başlar. Ancak okul çağına sarkan ve gün içine yayılan sallanma hareketleri, daha detaylı bir nörolojik ve gelişimsel takibi hak eder.
Bazı durumlarda bu hareketler, duyusal uyaran eksikliğini giderme veya aşırı uyarandan kaçış amacı taşır. Çocuk, kendi dünyasına çekilerek dış ortamdan kopar. Otizm spektrum bozukluğu veya zeka geriliği gibi gelişimsel tablolarda, stereotipik (tekrarlayıcı) hareketlerin bir parçası olarak karşımıza çıkar. Ancak her sallanma davranışı bir bozukluk anlamına gelmez; normal gelişim gösteren çocuklarda da stres anlarında geçici olarak izlenir.
Sallanma şiddetliyse ve çocuk başını sert zeminlere vuruyorsa, yaralanma riski doğar. Nörolojik değerlendirme ve EEG tetkikleri, epilepsi veya diğer organik nedenlerin dışlanması adına büyük yer tutar.
Bruksizm, çoğunlukla uyku sırasında gerçekleşen, dişleri birbirine sürtme ve çeneyi kenetleme halidir. Çocuklarda diş gıcırdatma, hem süt dişi döneminde hem de kalıcı dişlerin sürdüğü dönemde sıkça rastlanan bir durumdur. Uyku apnesi, geniz eti büyümesi veya bağırsak parazitleri gibi fizyolojik sebeplerin yanı sıra, sınav kaygısı veya aile içi çatışmalar gibi psikolojik faktörler de bruksizmi tetikler.
Sabahları uyanıldığında çene ekleminde ağrı, baş ağrısı ve dişlerde hassasiyet, bruksizmin en net belirtileridir. Uzun vadede diş yüzeylerinde aşınmalar, diş minesi çatlakları ve çene eklemi (TMJ) bozuklukları meydana gelir. Gece duyulan gıcırdatma sesi, aileyi uykusuz bırakacak kadar şiddetli seyredebilir.
Tedavi planında öncelikle alta yatan sebep bulunur. Eğer sorun solunum yolu tıkanıklığıysa Kulak Burun Boğaz uzmanı, diş yapısıyla ilgiliyse Pedodontist devreye girer. Gece plakları (koruyucu apareyler), dişlerin birbirine temasını keserek aşınmayı önler ve kasları rahatlatır.
Göz kırpma, yüz bölgesinde en sık görülen motor tikler arasındadır. Gözleri sıkıca kapatıp açma, tek gözü kırpma veya göz devirme şeklinde seyreder. Genellikle 5-7 yaş civarında başlar. Aileler bunu bazen bir görme kusuru sansa da göz muayenesinde herhangi bir refraksiyon hatasına rastlanmaz.
Bu tikler, yorgunluk, heyecan veya uzun süre ekrana bakma durumlarında artış eğilimi taşır. Mevsimsel alerjiler veya göz kuruluğu, tiki başlatan veya şiddetlendiren fiziksel faktörler olabilir. Göz kırpma tiki, Tourette Sendromu gibi daha kompleks tik bozukluklarının ilk habercisi olma ihtimalini de barındırır. Ancak çoğu vakada, “geçici tik bozukluğu” kategorisindedir ve bir yıl içinde kendiliğinden sönümlenir.
Çocuğa sürekli “gözünü kırpma” uyarısında bulunmak, çocuğun gerginliğini artırarak tikin sıklığını yükseltir. Dikkati başka yöne çekmek ve ekran süresini kısıtlamak, göz kaslarının dinlenmesine yardımcı olur. Tikler bir yıldan uzun sürüyorsa veya sesli tikler ekleniyorsa, çocuk nörolojisi uzmanının görüşü alınmalıdır.
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: bilgi@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
Çocuklarınızın hipnoz tedavi sürecinde, ihtiyaçlarına en uygun tedavi programını birlikte planlıyoruz. Doktor desteği almak ve sürecinizi güvenle başlatmak için resmi web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Web sitemizde bulunan tüm yazı, resim ve diğer tüm içerikler, sitemize giriş yapan ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amacı ile oluşturulmuştur. Hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerine geçmez. Ziyaretçilerimizin herhangi bir problem ile karşılaştıklarında gecikmeden bir hekime başvurmaları gerekmektedir.
Sitemizde kullanılan görsel ve illustrationlar Psikon’a ait olup izinsiz kullanılması durumunda yasal süreç başlatılacaktır.
© 2026 Tasarım: Furkan Reklam Ajansı