Çocuklarda ve ergenlerde dikkat ve davranış sorunları, okul başarısını düşüren, aile içi ilişkileri zedeleyen ve çocuğun sosyal gelişimini sekteye uğratan durumların başında gelir. Ebeveynler, çocuklarının davranışlarındaki değişimi gözlemlerken bunun geçici bir dönem mi yoksa bir bozukluk mu olduğu konusunda kararsız kalabilir. Erken müdahale, bireyin hem akademik hayatını hem de yetişkinlik dönemindeki karakter yapısını şekillendirir.
Dikkat dağınıklığı, çocukların odaklanma süresinin yaşıtlarına oranla çok daha kısa olması durumudur. Çocuklarda ve ergenlerde görülen bu durum, sadece ders çalışamama olarak algılanmamalıdır. Eşyalarını sık kaybetme, kendisine seslenildiğinde duymuyormuş gibi davranma veya basit komutları akılda tutamama gibi günlük işlevselliği bozan detaylar ön plana çıkar. Zihin sürekli başka uyaranlara kaydığı için tamamlanması gereken görevler yarım kalır.
Aşırı hareketlilik (hiperaktivite), çocuğun yerinde duramaması, sürekli koşma veya tırmanma isteği duyması ile kendini gösterir. Sınıf ortamında sırada oturamayan veya sessiz oyun oynamakta zorlanan çocuklar, enerjilerini kontrol etmekte güçlük çeker. Buna eşlik eden dürtüsellik, sonucunu düşünmeden ani tepkiler verme halidir. Sırasını bekleyememe, başkalarının sözünü kesme veya tehlikeli hareketlere girişme gibi davranışlar, sosyal ortamlarda dışlanmaya yol açabilir. Dürtü kontrolü zayıf olan bireyler, isteklerinin hemen gerçekleşmesini bekler ve erteleme toleransları düşüktür.
Öfke patlamaları, çocuğun yaşına uygun olmayan şiddette ve sürede verdiği tepkilerdir. Çocuklarda ve ergenlerde karşılaşılan ani öfke nöbetleri, engellenme eşiğinin düşük olduğunu gösterir. Basit bir isteğin reddedilmesi bile saatler süren ağlama krizlerine, kendine veya çevreye zarar verme girişimlerine dönüşebilir. Bu nöbetler, çocuğun duygularını sözel olarak ifade edemediği anlarda bir iletişim aracı halini alır.
Saldırganlık, fiziksel veya sözel şiddet yoluyla çevresindekilere zarar verme eğilimidir. İtme, vurma, ısırma gibi fiziksel eylemlerin yanında hakaret etme veya tehdit savurma gibi sözel davranışlar da bu gruba girer. Karşı gelme bozukluğu ise otorite figürlerine karşı sürekli bir direnç halidir. Anne, baba veya öğretmenlerin koyduğu kuralları reddetme, bile isteye başkalarını kızdırma ve kendi hataları için başkalarını suçlama eğilimi baskındır. Bu çocuklar, kuralları sorgulamadan ziyade, kuralları yok sayma eğilimindedir.
Evde veya okulda belirlenen sınırlara uymakta zorlanma, disiplin sorunları başlığı altında incelenir. Çocuklarda ve ergenlerde görülen bu durum, otoriteyi tanımama ve sosyal normları ihlal etme şeklinde ilerler. Sabah uyanma saatinden yemek düzenine, okul kıyafetinden ödev sorumluluğuna kadar her alan bir çatışma sahasına dönüşür. Tutarlı ebeveyn tutumlarının sergilenmemesi, çocuğun sınırları nerede zorlayacağını bilememesine ve kural tanımazlığın pekişmesine neden olur.
Sosyal uyum sorunları, çocuğun akran grubu içine girmekte ve bu grubu sürdürmekte yaşadığı zorluklardır. Çocuklarda ve ergenlerde arkadaş ilişkileri, duygusal gelişimin merkezindedir. Grup oyunlarına alınmama, oyunun kurallarına uymadığı için dışlanma veya akran zorbalığına maruz kalma/zorbalık yapma gibi durumlar sıkça gözlenir. Sosyal ipuçlarını okuyamayan çocuklar, nerede nasıl davranmaları gerektiğini kestiremez ve yalnızlaşır.
İçe kapanma, çocuğun dış dünyayla iletişimini minimuma indirmesi halidir. Odasından çıkmak istememe, göz temasından kaçınma ve sosyal etkinliklere katılmama gibi davranışlar depresyon veya kaygı bozukluğunun habercisi olabilir. Arkadaş edinememe, çocuğun özgüvenini derinden sarsar. Paylaşım eksikliği ve yalnızlık hissi, ergenlik döneminde daha ciddi psikolojik sorunlara kapı aralar.
Yalan söyleme davranışı, çocukların gerçeği çarpıtarak anlatması veya olmayan olayları olmuş gibi kurgulamasıdır. Küçük yaşlarda hayal gücü ile karıştırılsa da, sürekli hale gelmesi ve bir çıkar elde etme (cezadan kaçma, ilgi görme) amacı taşıması patolojiktir. Güven ilişkisini zedeleyen bu durum, çocuğun gerçeklik algısında kopuşlar yaratabilir.
İzinsiz eşya alma veya çalma davranışı, mülkiyet kavramının gelişmemesi veya duygusal yoksunlukla ilintilidir. Çocuklarda ve ergenlerde görülen bu eylem, maddi bir ihtiyaçtan ziyade, sevgi veya ilgi açığını nesnelerle doldurma çabası olabilir. Heyecan arayışı veya akran grubuna kendini kanıtlama isteği de ergenlerde bu davranışı tetikler.
Eve yeni bir bebeğin gelmesi veya kardeşler arası yaş farkının az olması kardeş kıskançlığı krizlerini doğurur. Ebeveynin ilgisini kaybetme korkusu, büyük çocukta gerileme davranışlarına (bebeksi konuşma, alt ıslatma) veya kardeşe fiziksel zarar verme girişimlerine yol açar. Aile içindeki dengeyi bozan bu rekabet, doğru yönetilmediğinde yetişkinliğe taşınan bir husumete dönüşür.
Çocuklarda OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk), istenmeyen tekrarlayıcı düşünceler ve bu düşünceleri rahatlatmak için yapılan ritüellerle karakterizedir. Mikrop kapma korkusuyla sürekli el yıkama, kapı kilitlerini defalarca kontrol etme, eşyaları simetrik dizme veya belirli sayıları sayma gibi davranışlar günlük hayatı felç eder. Çocuk, bu ritüelleri yapmadığında başına kötü bir şey geleceğine inanır ve yoğun stres yaşar.
Modern çağın en büyük sorunlarından biri oyun ve teknoloji bağımlılığı tablosudur. Çocuklarda ve ergenlerde ekran başında geçirilen sürenin kontrol edilememesi, gerçek hayattan kopuşu hızlandırır. Uyku düzeninin bozulması, ders başarısının düşmesi, beslenme sorunları ve sanal dünyadaki şiddet içeriklerinin normalleşmesi, teknolojinin kontrolsüz kullanımının sonuçlarıdır. Çocuk, tablet veya bilgisayar elinden alındığında yoksunluk krizine benzer öfke nöbetleri geçirir.
Ergenlik dönemi, risk alma davranışlarının arttığı bir evredir. Madde bağımlılığı, arkadaş çevresinin etkisi, merak duygusu veya var olan psikolojik sorunlardan kaçış yolu olarak başlayabilir. Sigara, alkol veya uyuşturucu madde kullanımı, gelişmekte olan beyin yapısında kalıcı hasarlar bırakır. Aile içi iletişimin kopuk olması ve denetim eksikliği, gençleri bu tehlikeli maddelere iter.
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 09.02.2026 İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: bilgi@drserkanakinci.com | Telefon: +90 533 320 70 93
(Sağlık bakanlığı mevzuatı gereği)
Çocuklarınızın hipnoz tedavi sürecinde, ihtiyaçlarına en uygun tedavi programını birlikte planlıyoruz. Doktor desteği almak ve sürecinizi güvenle başlatmak için resmi web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Web sitemizde bulunan tüm yazı, resim ve diğer tüm içerikler, sitemize giriş yapan ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amacı ile oluşturulmuştur. Hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerine geçmez. Ziyaretçilerimizin herhangi bir problem ile karşılaştıklarında gecikmeden bir hekime başvurmaları gerekmektedir.
Sitemizde kullanılan görsel ve illustrationlar Psikon’a ait olup izinsiz kullanılması durumunda yasal süreç başlatılacaktır.
© 2026 Tasarım: Furkan Reklam Ajansı