Çocuklarda karanlık korkusu, ebeveynlerin uyku saatlerinde en sık karşılaştığı, kimi zaman çaresiz hissettiren durumlardan biridir. Gece yarısı duyulan ağlama sesleri, koridorda açık bırakılan ışıklar, “yatağımın altında canavar var” cümleleri pek çok evde yankılanır. Bu tablo, sadece basit bir şımarıklık veya ilgi çekme çabası değildir. Çocuğun iç dünyasında baş edemediği, anlamlandıramadığı bir kaygı halinin dışa vurumudur. Ebeveynler çoğu zaman “korkacak bir şey yok” diyerek durumu yatıştırmaya çalışsa da, çocuğun zihnindeki korku nesnesi o an için gerçektir.
Niktofobi Karanlık Korkusunun Bilimsel Yüzü
Tıp literatüründe Niktofobi adıyla bilinen bu durum, zifiri karanlık ortamda kalındığında ortaya çıkan aşırı ve kontrol edilemeyen bir endişe halidir. Küçük yaş grubunda hayal gücü ile gerçeklik arasındaki çizgi henüz netleşmemiştir. Gölgeler canavara, tıkırtılar tehlikeye dönüşür. Çocuk psikolojisi açısından bakıldığında, bu korkunun kökeninde güvensizlik hissi yatar. Çocuk, görme yetisini kaybettiği karanlık ortamda savunmasız kaldığını düşünür.
Bu korkunun gelişmesinde rol oynayan etmenler çeşitlidir:
- Televizyon veya dijital platformlarda maruz kalınan korkutucu içerikler.
- Ebeveynlerin kendi kaygılarını çocuğa yansıtması.
- Aile içi huzursuzluklar veya travmatik bir olay.
- Çocuğun hayal gücünün kontrolsüz gelişimi.
Bu faktörler birleştiğinde, gece uykusu bir dinlenme zamanı olmaktan çıkıp bir kaçış mücadelesine döner.
Korkunun Altındaki Fizyolojik ve Psikolojik Dinamikler
Korku anında beyin, “savaş ya da kaç” tepkisi verir. Çocuklarda gece korkuları tetiklendiğinde, kalp atış hızı artar, terleme başlar ve nefes alışverişi hızlanır. Bu, vücudun algılanan tehdide karşı verdiği doğal bir tepkidir. Ancak tehdit gerçek olmadığında, bu tepki çocuğu yorar ve yıpratır.
Bilinçaltı, gün içinde kaydedilen verileri gece işler. Eğer bilinçaltında “karanlık tehlikelidir” kodu yazılmışsa, çocuk her ışık kapandığında alarm durumuna geçer. Bilinçaltı temizliği ve korkunun kaynağına inme gerekliliği doğar. Geleneksel telkinler (“korkma, geçecek”) genellikle bilinç düzeyinde kalır ve derinlerdeki korku kökünü söküp atamaz.
Ebeveynlerin yaptığı yaygın hatalar
Çocuğun korkusunu yönetirken yapılan bazı hamleler, sorunu çözmek yerine derinleştirir.
- Alay etme veya küçümseme: “Koca adam oldun, bundan mı korkuyorsun?” gibi cümleler, çocuğun kendini yetersiz hissetmesine ve korkusunu gizlemesine yol açar.
- Aşırı korumacı davranma: Her korktuğunda çocuğu hemen ebeveyn yatağına almak, “sen tek başına yapamazsın, ben seni korurum” mesajı verir. Bu da çocuğun özgüven gelişimini baltalar.
- Korku öğeleriyle korkutma: “Uymazsan öcü gelir” gibi söylemler, korkuyu besleyen en büyük hatalardan biridir.
Hipnoz ve Hipnoterapi Bilimsel Bir Çözüm Yolu
Pek çok insan hipnozu, filmlerde gördüğü gibi birinin parmak şıklatmasıyla uykuya dalmak sanır. Oysa klinik ortamda uygulanan hipnoterapi, yüksek bir odaklanma halidir. Bilincin eleştirel filtresi aralanır ve doğrudan bilinçaltına ulaşılır. Çocuklarda hipnoz, yetişkinlere göre çok daha hızlı sonuç verir. Çünkü çocukların hayal dünyası geniştir ve telkinlere açıktır.
Dr. Serkan Akıncı Kliniği’nde uyguladığımız yöntemler, çocuğun zihnindeki “karanlık = tehlike” eşleşmesini “karanlık = huzur ve uyku” eşleşmesiyle değiştirir. Hipnoz altında çocuk, korku nesnesiyle güvenli bir ortamda yüzleşir ve bu korkunun üzerindeki duygusal yükü boşaltır.
Çocuklarda hipnoterapi nasıl işler?
Terapi süreci, çocuğun yaşına ve algı düzeyine göre şekillenir. Oyunlar, hikayeler ve metaforlar üzerinden gidilir. Çocuk, gözleri kapalıyken bir kahraman olduğunu, karanlığın aslında yıldızların parlaması için bir fon oluşturduğunu hayal edebilir. Bu sırada verilen profesyonel telkinler, korkunun yerine cesareti ve güveni yerleştirir.
Regresyon terapisi gibi tekniklerle, korkunun başladığı ilk ana gidilip o anın yarattığı travmatik etki nötralize edilir. Belki de çocuk, çok küçükken karanlıkta yüksek bir ses duymuş ve korkmuştur. Zihin bu iki olayı birbirine bağlamıştır. Terapi ile bu bağ koparılır.
Neden Uzman Desteği Şarttır?
Karanlık korkusu tedavi edilmediğinde, ilerleyen yaşlarda anksiyete bozukluklarına, özgüven eksikliğine ve uyku bozukluklarına dönüşür. Uyku sorunları, çocuğun büyüme hormonu salgılanmasını, okul başarısını ve genel duygu durumunu bozar. Bu yüzden erken müdahale kritiktir.
Biz, Dr. Serkan Akıncı Kliniği olarak sadece semptomu bastırmıyoruz. Sorunun köküne iniyoruz. Türkiye genelinde danışanlarımıza sunduğumuz hizmetlerde etik değerler ve bilimsel gerçeklik pusulamızdır. TSSB, OKB ve kaygı bozuklukları konusundaki tecrübemizi, çocukların hassas dünyasına uyarlıyoruz.
Tedavi sürecinde ailenin rolü
Klinikte yapılan çalışmaların evde desteklenmesi, başarının kalıcı olmasını mümkün kılar.
- Gece rutinleri: Sakin bir uyku öncesi rutini (kitap okuma, ılık duş) çocuğun sinir sistemini yatıştırır.
- Kademeli geçiş: Zifiri karanlık yerine, ışığı ayarlanabilen gece lambalarından yararlanılır. Zamanla ışık miktarı azaltılır.
- Güven objesi: Çocuğun sarılabileceği bir oyuncak veya battaniye, ona yalnız olmadığı hissini verir.
Dr. Serkan Akıncı Kliniği ile Güvenli Yarınlar
Klinik olarak, her çocuğun biricik olduğuna inanıyoruz. Standart reçeteler yerine, çocuğun mizacına ve korkunun şiddetine uygun, kişiye özel bir tedavi haritası çıkarıyoruz. Bütüncül psikoterapi ve hipnoterapi uygulamalarımız, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı yetkinliğimizle birleşir. Amacımız, çocuğun sadece korkusunu yenmesi değil, aynı zamanda içindeki gücü fark etmesidir.
Eğer çocuğunuz her gece korkuyla uyanıyorsa, yalnız değilsiniz. Bu korku kader değildir. Bilimsel yöntemler, doğru uzmanlık ve şefkatli bir yaklaşımla karanlıklar aydınlığa kavuşur.
