Çocuklarda ve ergenlerde dermatolojik rahatsızlıklar, sadece fiziksel bir semptom olarak kalmaz; aynı zamanda altta yatan duygusal çatışmaların bedene yansıması olarak karşımıza çıkar. Deri, insanın dış dünyayla temasını kuran sınır organıdır. Bu sınırda meydana gelen bozulmalar, ruhsal dünyadaki dalgalanmaların bir habercisi niteliği taşır. Geleneksel tıbbi tedavilerin yanında, zihinsel süreçlerin yeniden düzenlenmesi iyileşme hızını artırır. Hipnoterapi, tam bu evrede devreye girer ve semptomu yaratan bilinçaltı tetikleyicileri dönüştürmeyi hedefler. Trikotillomani (saç koparma), aşırı terleme ve inatçı kaşıntı gibi durumlarda, zihin-beden bütünlüğünü gözeten yaklaşımlar kalıcı iyileşme kapısını aralar.
Trikotillomani, kişinin karşı koyamadığı bir dürtüyle kendi saçını, kaşını veya kirpiklerini koparmasıyla karakterize edilen bir dürtü kontrol bozukluğudur. Bu durum, çocukluk ve ergenlik çağında sıkça başlar. Fiziksel bir acıdan ziyade, koparma eylemi öncesinde giderek artan bir gerginlik hissi ve koparma sonrasında gelen anlık bir rahatlama duygusu hakimdir. Ebeveynler çoğu zaman bu durumu “kötü bir alışkanlık” olarak yorumlasa da, altında yatan mekanizma çok daha karmaşıktır.
Saç koparma davranışı, çocuğun baş edemediği stres, kaygı veya baskı unsurlarına verdiği bedensel bir tepkidir. Çocuklarda stres yönetimi konusunda yetersizlik yaşandığında, beden bu gerilimi boşaltmak adına kendine zarar verici bir döngü başlatır. Okul başarısı kaygısı, aile içi iletişim problemleri veya akran zorbalığı gibi dış etkenler, bu dürtüyü tetikleyen unsurlar arasında yer alır. Koparma eylemi, çocuğun kendi bedeni üzerinde kontrol kurma çabasıdır.
Hipnoterapi seanslarında, bu davranışın başladığı ilk an (kök neden) tespit edilir. Çocuğun o anda hissettiği duyguyla yüzleşmesi ve bu duyguyu saç koparmak yerine daha sağlıklı bir yolla ifade etmesi hedeflenir. Bilinçaltı düzeyde yapılan çalışmalar, elin saça gitme dürtüsünü “farkındalık anına” dönüştürür.
Hipnotik telkinler, çocuğun elleriyle saçları arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlar. Terapi sürecinde şu adımlar izlenir:
Ergenlerde saç koparma sorunu, fiziksel görünüm kaygılarının zirve yaptığı bu dönemde sosyal izolasyona yol açabilir. Hipnoz desteği, gencin aynadaki görüntüsüyle barışmasına ve sosyal ortamlara tekrar güvenle girmesine zemin hazırlar.
Vücudun ısı dengesini korumak adına terlemesi doğal bir mekanizmadır. Ancak aşırı terleme (hiperhidroz), ortam sıcaklığından veya fiziksel aktiviteden bağımsız olarak, ellerden, ayaklardan veya koltuk altlarından yoğun sıvı atılması durumudur. Bu tablo, okul çağındaki çocuklar için kalem tutarken kağıdın ıslanması, ergenler için ise sosyal ortamlarda tokalaşmaktan çekinme gibi ciddi sosyal fobileri beraberinde getirir.
Terleme sorunu yaşayan bir genç, “Ya terlersem?” korkusuyla yoğun bir kaygı yaşar. Bu kaygı, sempatik sinir sistemini uyarır ve ter bezlerinin daha fazla çalışmasına sebep olur. Terleme arttıkça kaygı artar, kaygı arttıkça terleme şiddetlenir. Bu kısır döngü, medikal ürünlerle (deodorantlar, kremler) sadece geçici olarak maskelenir. Kalıcı ferahlık, otonom sinir sisteminin sakinleşmesiyle mümkündür.
Hipnoterapi, istemsiz çalışan otonom sinir sistemi üzerinde düzenleyici bir rol üstlenir. Stres kaynaklı terleme vakalarında, zihnin “tehlike” alarmını kapatması gerekir. Terapi sürecinde uygulanan yöntemler şunlardır:
Çocuklarda el terlemesi, okul başarısını ve ince motor becerilerini sabote eden bir durum olmaktan çıkar. Zihin, kuru ve rahat ellerin doğal hali olduğunu kabul ettiğinde, ter bezlerine giden sinyaller normal seviyeye iner.
Deri bütünlüğünde herhangi bir bozulma, ısırık veya döküntü olmamasına rağmen hissedilen yoğun kaşınma hissine psikojenik kaşıntı adı verilir. Bazen de var olan egzama (atopik dermatit) gibi rahatsızlıklar, stres faktörleriyle alevlenir ve dayanılmaz bir kaşıntı nöbetine dönüşür. Kaşıntı, ağrı ile aynı sinir yollarını kullanan güçlü bir duyusal iletidir. Beyin, bu iletiyi çoğu zaman bir tehdit veya rahatsızlık olarak yorumlar.
Çocuk kaşındıkça deri tahriş olur, tahriş olan deri daha çok kaşınır. Bu döngü, özellikle geceleri artış gösterir ve uyku kalitesini bozar. Uykusuzluk, çocuğun gün içindeki toleransını düşürür ve stres seviyesini yükseltir; bu da tekrar kaşıntıyı tetikler. Tıbbi kremler deriyi iyileştirse de, beyindeki “kaşınma emri” devam ettiği sürece nüksler kaçınılmaz olur.
Hipnoz, beyindeki duyusal işlemleme merkezine ulaşarak kaşıntı algısını değiştirme gücüne sahiptir. İnatçı kaşıntı tedavisi kapsamında uygulanan zihinsel teknikler şunları kapsar:
Ergenlerde cilt sorunları ve kaşıntı, sadece dermatolojik bir vaka değil, bastırılmış öfke veya ifade edilemeyen duyguların dışa vurumu olabilir. Terapi ortamında bu duyguların sözel olarak ifade bulması, derinin sakinleşmesini beraberinde getirir. Deri, ruhun aynasıdır; ruh dinginleştiğinde deri de doğal sağlığına kavuşur.
Cilt rahatsızlıklarında sadece yüzeye sürülen merhemlerle yetinmek, buzdağının görünmeyen kısmını ihmal etmek demektir. İnsan zihni ve bedeni ayrılmaz bir bütündür. Çocuklarda cilt hastalıkları tedavisinde dermatologların uyguladığı medikal prosedürlere eklenen hipnoterapi desteği, iyileşme takvimini kısaltır ve yaşam kalitesini yukarı taşır. İlaçların kimyasal etkisiyle zihnin iyileştirici gücü birleştiğinde, sonuçlar çok daha tatmin edici olur.
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 12.02.2025 | İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: bilgi@drserkanakinci.com | Telefon: +90 533 320 70 93
Çocuklarınızın hipnoz tedavi sürecinde, ihtiyaçlarına en uygun tedavi programını birlikte planlıyoruz. Doktor desteği almak ve sürecinizi güvenle başlatmak için resmi web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Web sitemizde bulunan tüm yazı, resim ve diğer tüm içerikler, sitemize giriş yapan ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amacı ile oluşturulmuştur. Hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerine geçmez. Ziyaretçilerimizin herhangi bir problem ile karşılaştıklarında gecikmeden bir hekime başvurmaları gerekmektedir.
Sitemizde kullanılan görsel ve illustrationlar Psikon’a ait olup izinsiz kullanılması durumunda yasal süreç başlatılacaktır.
© 2026 Tasarım: Furkan Reklam Ajansı