Çocuklarda topluluk önünde konuşabilme becerisinde hipnoz konusu, son yıllarda pek çok ailenin gündemine giren ve merak uyandıran bir başlık haline geldi. Okul çağındaki öğrenciler, tahtaya kalktıkları an veya sınıfa bir sunum yapmaları gerektiğinde yoğun bir kaygı dalgası yaşayabiliyor. Eller titriyor, ses çatallaşıyor, yüz kızarıyor. Bildikleri konular bile o an zihinlerinden silinip gidiyor. Bu durum sadece ders notlarını düşürmekle kalmıyor, çocuğun arkadaşlarıyla kurduğu iletişimi de zedeliyor. Oysa bu korkunun kökenine inmek ve zihni yeniden yapılandırmak mümkün.
Sahne Korkusunun Altında Yatan Sebepler
Bir çocuk neden başkalarının önünde konuşmaktan çekinir? Bu sorunun cevabı tek bir nedene bağlı değildir. Çoğu zaman geçmişte yaşanan kötü bir anı, bu korkuyu tetikleyen ana unsurdur. Arkadaşları tarafından alaya alınma, öğretmenden işitilen bir azar veya evde sürekli eleştirilme hali, çocuğun bilinçaltına “yetersizim” mesajını kazır. Zihin bu mesajı alır ve her topluluk önüne çıkışta tehlike çanlarını çalar.
Beden, tehlike algıladığı anda savaş ya da kaç tepkisi verir. Kalp atışları hızlanır, nefes alışverişi sıklaşır. Çocuk, o ortamdan kaçıp gitmek ister. Mantıklı düşünme yetisi o an devre dışı kalır. Sosyal fobi ile birleşen bu hal, çocuğun içine kapanmasına yol açar. Geleneksel yaklaşımlar bazen sadece yüzeydeki belirtileri gidermeye odaklanır. Ancak kök sebep orada durduğu müddetçe, korku tekrar gün yüzüne çıkar.
Hipnozun Çocuklar Üzerindeki Etkisi
Pek çok insan hipnozu filmlerde gördüğü gibi, birinin parmak şıklatmasıyla uykuya dalınan bir hal sanır. Gerçek ise çok başkadır. Hipnoterapi, yoğunlaşmış bir odaklanma halidir. Çocuklar hayal kurma konusunda yetişkinlerden çok daha yeteneklidir. Zihinleri telkin almaya son derece açıktır. Bu sebeple çocuklarda uygulanan seanslar, yetişkinlere göre çok daha hızlı yanıt verir.
Uzman bir terapist eşliğinde, çocuk güvenli bir ortamda gevşer. Bilinçaltındaki o korku dolu anıya gidilir. O anın yarattığı duygu, güven ve cesaret duygularıyla yer değiştirir. Çocuk, kendini sahnede rahat, kendinden emin ve mutlu bir şekilde hayal eder. Zihin, hayal ile gerçeği ayırt etmez. Bu provalar, çocuğun beyninde yeni nöral yollar açar. Artık sahne veya tahta, bir tehdit değil, kendini ifade etme alanı haline gelir.
Bilinçaltı Temizliği ve Özgüven İnşası
Korkuların temizlenmesi tek başına yeterli gelmeyebilir. Yerine güçlü duyguların konulması şarttır. Özgüven eksikliği yaşayan bir çocuk, ne kadar yetenekli olursa olsun kendini göstermekten kaçınır. Terapist, çocuğun güçlü yanlarını keşfetmesine yardım eder.
Bu aşamada uygulanan teknikler, çocuğun kendi değerini anlamasına kapı aralar. “Ben yapabilirim”, “Sözlerim değerli”, “İnsanlar beni dinlemekten keyif alıyor” gibi inançlar zihne yerleşir. Bu yeni inanç sistemi, çocuğun duruşunu bile değiştirir. Omuzlar dikleşir, ses tonu gürleşir, göz teması kurmak kolaylaşır.
Dr. Serkan Akıncı kliniği yaklaşımı
Bu alanda profesyonel destek almak, sürecin sağlıklı ilerlemesi adına kritiktir. Dr. Serkan Akıncı Kliniği, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı uzmanlığıyla hareket eder. Ruh ve beden sağlığına bütüncül yaklaşan klinik, çocukların yaşadığı bu tür kaygılarda bilimsel temelli yöntemlere başvurur. Ezbere dayalı tedaviler yerine, her çocuğun kendi hikayesine odaklanılır.
Klinik bünyesinde uygulanan regresyon terapisi, sorunun kaynağına inmek adına sıkça başvurulan bir yoldur. Çocukluk döneminde, hatta daha bebeklikte kodlanan korkular, bu teknikle açığa çıkar ve dönüştürülür. Yanlış öğrenilen korku tepkisi, doğru ve sağlıklı tepkilerle değiştirilir.
Bir diğer kıymetli yöntem ise nörohipnotik doyum terapisidir. Bu yaklaşım, sinir sistemini dengeler. Çocuğun aşırı uyarılmış zihnini sakinleştirir. Böylece çocuk, stresli anlarda bile sakin kalabilme becerisi kazanır. Türkiye genelinde danışanlarıyla çalışan bu sağlık merkezi, etik değerlere bağlı kalarak kalıcı çözümler üretmeyi hedefler. Amaç sadece o anı kurtarmak değil, çocuğun tüm hayatını etkileyecek bir değişim başlatmaktır.
Okul Başarısına Doğrudan Yansıma
Topluluk önünde rahat konuşabilen bir çocuk, derslerde daha aktif rol alır. Bildiği sorulara parmak kaldırır. Proje ödevlerinde liderlik yapar. Bu durum notlarına pozitif yansır. Öğretmenleri tarafından fark edilir. Daha da ötesi, okul sadece derslerden ibaret değildir. Sosyal kulüpler, tiyatro çalışmaları, spor müsabakaları gibi alanlarda da çocuk kendini gösterme cesareti bulur.
İletişim becerilerinde gelişim
Konuşma korkusunu yenen çocuk, günlük hayatında da daha rahat iletişim kurar. Kendini ifade etmekte zorlanmaz. İsteklerini, sınırlarını, hayır diyebilme gücünü net bir şekilde ortaya koyar. Etkili iletişim, hayatın her alanında kapıları açan bir anahtardır. Küçük yaşta bu beceriyi kazanan bireyler, yetişkinlik hayatlarında iş görüşmelerinde, sosyal ortamlarda ve ikili ilişkilerde zorluk yaşamazlar.
Baskılanmış duyguların dışa vurumu, çocuğun ruhsal dengesini de korur. İçine atan, susan, kendini gizleyen çocuklarda öfke patlamaları veya psikosomatik ağrılar görülebilir. Karın ağrıları, baş ağrıları, mide bulantıları çoğu zaman ifade edilemeyen stresin bedendeki yansımasıdır. Konuşma özgürlüğü, bu bedensel yükleri de hafifletir.
Ailelerin Rolü ve Destek Mekanizması
Terapi süreci sadece çocukla sınırlı kalmaz. Ailenin tutumu, iyileşme hızını belirleyen ana faktörlerden biridir. Çocuğu sürekli eleştirmek, “Neden yapamıyorsun?”, “Herkes yapıyor sen neden korkuyorsun?” gibi kıyaslamalara girmek, durumu daha da kötüleştirir. Aile, çocuğun güvenli limanıdır.
Evde yapılacak küçük alıştırmalar, terapiyi destekler. Aile içinde düzenlenen mini tiyatro oyunları, şiir okuma saatleri, çocuğun pratik yapmasına zemin hazırlar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, çocuğun zorlanmamasıdır. Her şey oyun tadında, eğlenceli ve baskısız ilerlemelidir. Çocuğun her küçük başarısı takdir görmelidir.
Sınav Kaygısı ve Sözlü Mülakatlar
İlerleyen yaşlarda çocuklar lise veya üniversite giriş sınavlarına, sözlü mülakatlara girer. Temelde yatan performans kaygısı, buralarda da kendini gösterir. Küçük yaşta çözülmeyen bu düğüm, büyüdükçe daha karmaşık bir hal alır. Erken dönemde yapılan müdahaleler, gelecekteki büyük sınav streslerinin önüne geçer.
Odaklanma sorunu ve dikkat dağınıklığı
Kaygılı bir zihin, odaklanmakta güçlük çeker. Çocuk o an ne söyleyeceğine değil, insanların onun hakkında ne düşündüğüne odaklanır. “Acaba saçım bozuldu mu?”, “Sesim titriyor mu?”, “Ya yanlış bir şey söylersem?” düşünceleri zihni istila eder. Bu gürültü arasında asıl anlatılacak konu kaybolur.
Hipnoz çalışmaları, zihni susturmayı öğretir. Çocuk, sadece o ana ve yapacağı işe odaklanmayı öğrenir. Dış sesler, yargılayan bakışlar önemini yitirir. Sadece kendi performansı ve içindeki potansiyel kalır. Bu derin odaklanma becerisi, sadece konuşma yaparken değil, ders çalışırken de çocuğa büyük avantaj katar.
Hayal Gücünün Etkisi
Çocukların hayal dünyası sınırsızdır. Terapide bu güçten sonuna kadar faydalanılır. Çocuğa, kendini dev bir sahnede, binlerce kişi tarafından alkışlanırken hayal ettirilir. Bu hayalde çocuk rahattır, gülümser, kelimeler ağzından su gibi akar. Beyin, bu güzel imgeyi kaydeder. Gerçek hayatta benzer bir ortama girdiğinde, beyin arşivindeki bu güzel kaydı çağırır. Korku yerine heyecan ve mutluluk hormonu salgılanır.
Bedensel gevşeme yolları
Zihin gerginse beden de gergindir. Beden gergins, ses telleri sıkışır. Terapide çocuğa bedensel gevşeme yolları öğretilir. Doğru nefes alma, omuzları düşürme, kasları rahatlatma egzersizleri yapılır. Fiziksel rahatlama, zihinsel rahatlamayı da beraberinde getirir. Heyecanlanan çocuk, öğrendiği nefes tekniğiyle nabzını kontrol altına alır. Kontrolün kendisinde olduğunu bilmek, ona güç verir.
Sosyal İzolasyonun Kırılması
Konuşmaktan korkan çocuklar, zamanla kalabalıklardan kaçar. Teneffüslerde sınıfta kalır, grup oyunlarına katılmaz. Bu yalnızlaşma, depresif ruh halini tetikler. Korkunun üzerine gidip onu yendikçe, çocuk sosyalleşmeye başlar. Arkadaş edinir, oyunlara katılır. Sosyal kabul görmek, çocuğun aidiyet hissini besler. Mutlu bir çocukluk, sağlıklı bir yetişkinliğin temelidir.
Yanlış İnanışlar ve Doğrular
Toplumda hipnozun çocuğun iradesini elinden aldığına dair yanlış bir kanı vardır. Oysa tam tersi, hipnoz çocuğa kendi iradesini yönetme gücü verir. Kontrolsüzce hareket etmez, aksine kontrolü ele alır. Kendi zihninin kaptanı olur. Bu farkındalık, çocuğun karakter gelişimine muazzam katkı verir.
Hiçbir çocuk, sahne korkusuyla yaşamak zorunda değildir. Bu bir kader değil, değiştirilebilir bir zihin kodlamasıdır. Doğru teknikler, uzman desteği ve ailenin sevgi dolu yaklaşımıyla her çocuk, içindeki hatibi ortaya çıkarır. Kimi çocukta bu değişim bir iki seansta görülür, kimisinde biraz daha zaman alır. Ancak doğru yolda atılan her adım, çocuğun geleceğine yapılan en büyük yatırımdır.
Unutmamak gerekir ki, her çocuk bir cevherdir. Kimi cevherler biraz tozlanmış, üzeri örtülmüş olabilir. Dr. Serkan Akıncı Kliniği gibi profesyonel merkezler, o tozu silip cevherin parlamasına yardım eder. TSSB, OKB, anksiyete gibi pek çok alanda olduğu gibi, topluluk önünde konuşma korkusunda da bilimsel ve etik yaklaşımlar, çocukların hayatına dokunur.
Cesaret, korkusuzluk demek değildir. Korkuya rağmen adım atabilmektir. Çocuklara bu cesareti aşılamak, onlara verebileceğimiz en güzel hediyedir. Sahnede parlayan gözler, gür çıkan bir ses ve yüzdeki o gururlu tebessüm, verilen tüm emeklere değer. Yarının liderleri, sanatçıları, öğretmenleri, bugünün konuşma korkusunu yenen çocukları arasından çıkacaktır. Onların sesini kısmak yerine, seslerini tüm dünyaya duyurabilecekleri gücü içlerinde bulmalarını sağlamak, yetişkinlerin en büyük sorumluluğudur.
Çocukların dünyası hassas dengeler üzerine kuruludur. Bir kelime, bir bakış bile onların dünyasında fırtınalar koparabilir ya da çiçekler açtırabilir. Topluluk önünde konuşma korkusu da bu hassas dengenin bozulduğu noktalardan biridir. Ancak umutsuzluğa kapılmak yersizdir. Beyin plastisitesi denilen kavram, beynin her yaşta değişebileceğini ve yeni şeyler öğrenebileceğini kanıtlar. Çocuklarda bu değişim hızı çok daha yüksektir.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
