Çocuklara ve ailelere hipnozu anlatma, terapi sürecinin en hassas kısımlarından birini oluşturur. Televizyon şovlarında veya filmlerde gördüğümüz sahneler, insanların zihninde yanlış bir algı yaratır. Çoğu kişi, hipnozu bir uyku hali ya da kontrol kaybı sanır. Oysa gerçekte durum tam tersidir. Zihin, bu süreçte hiç olmadığı kadar açıktır. Sadece dış uyaranlara karşı ilgi azalır ve iç dünyaya yönelme başlar. Ebeveynler, çocuklarını bir uzmana emanet ederken kafalarında onlarca soru işareti taşır. Bu endişeleri gidermek, sürecin başarısı adına büyük değer taşır. Doğru bilgilendirme yapıldığında, hem aileler rahatlar hem de çocuklar sürece daha kolay uyum gösterir.
Hipnoz Nedir ve Gerçekte Nasıl İşler?
Hipnoz, sanılanın aksine bir uyku durumu değildir. Beynin odaklanma seviyesinin arttığı özel bir zihinsel durumdur. Bir insan kitap okurken ya da çok sevdiği bir filmi izlerken etrafındaki sesleri duymaz hale gelir. Bu doğal odaklanma hali, hipnotik transa çok benzer. Kişi kendinden geçmez, bilincini kaybetmez. Sadece dikkatini belli bir noktaya toplar.
Yetişkinler, kontrolü kaybetme korkusu yaşar. “Bana istemediğim bir şeyi yaptırırlar mı?” sorusu sıkça sorulur. Ancak hipnoterapi sırasında kişi istemediği hiçbir şeyi yapmaz. Ahlaki değerlerine veya karakterine aykırı telkinleri zihin otomatik olarak reddeder. Bu durum bir güvenlik mekanizmasıdır. Bilinçli farkındalık her an devrededir. Terapist sadece bir rehberdir, yolu gösterir ama yürüyen kişinin kendisidir.
Çocuklar için bu durum çok daha doğaldır. Onların hayal dünyası geniştir. Gün içinde oyun oynarken zaten sık sık trans benzeri durumlara girerler. Bir çocuk oyuncağıyla konuşurken ya da bir hayali karakteri canlandırırken dış dünyadan kopar. Bu yüzden çocukların hipnoza yatkınlığı yetişkinlere göre çok daha fazladır.
Ailelerin Hipnoz Konusundaki Endişeleri
Anne ve babalar, çocuklarının ruh sağlığı söz konusu olduğunda haklı olarak titiz davranır. Hipnoz kelimesi geçtiğinde, zihinlerinde sahne şovları canlanabilir. Çocuğun iradesinin elinden alınacağı korkusu baskın çıkar. Bu korkuları yenmenin yolu, bilimsel gerçekleri konuşmaktan geçer.
Tıbbi ve klinik hipnoz, tamamen bilimsel temellere dayanır. Beyin dalgaları üzerinde yapılan ölçümler, trans sırasında beynin öğrenmeye ve değişime en açık hale geldiğini kanıtlar. Bu bir büyü ya da sihir değildir. Beynin çalışma prensiplerinden yararlanan bir tedavi desteğidir. Ailelerin bilmesi gereken en kritik nokta, bu uygulamanın ehil ellerde yapılması şartıdır.
Ebeveynler bazen çocuğun seanstan sonra her şeyi unutacağını düşünür. Oysa çocuk seans sırasında olan biten her şeyi hatırlar. Sadece derin bir gevşeme ve rahatlama hissi kalır. Hipnoz altında sırların açığa çıkacağı korkusu da yersizdir. Çocuk paylaşmak istemediği bir bilgiyi trans halindeyken de saklar. Kontrol her zaman danışanın elindedir.
Güvenlik ve uzmanlık konusu
Herkes hipnoz yapamaz. Bu işin eğitimini almış, sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması gerekir. T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı merkezler ve uzmanlar, bu konuda güvenilir adreslerdir. Yanlış uygulamalar, fayda yerine zarar getirebilir. Bu sebeple ailenin uzmanı araştırması şarttır.
Dr. Serkan Akıncı Kliniği, bu alanda profesyonel destek arayan aileler için güvenli bir liman niteliğindedir. Ruh ve beden sağlığına bütüncül yaklaşan klinik, bilimsel temelli yöntemleri benimser. Bağımlılıklar, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete gibi konularda uzmanlaşmış kadrosuyla hizmet verir. Etik değerlere bağlı kalarak, danışanlarına özel tedavi programları hazırlar. Aileler, çocuklarını emin ellere teslim etmenin huzurunu yaşar.
Çocuklara Hipnozu Açıklama Yolları
Çocuklara “Seni hipnoz edecekler” demek doğru olmayabilir. Bu kelime onlarda belirsizlik yaratır. Bunun yerine onların anlayacağı bir dil seçmek gerekir. Yaş gruıbuna göre anlatım tarzı değişir.
Okul öncesi dönemdeki bir çocuğa, “Gözlerini kapatıp hayal kuracağız” demek yeterlidir. Onlar için hayal kurmak zaten günlük hayatın bir parçasıdır. “En sevdiğin kahramanı düşüneceğiz” veya “Güzel bir yere yolculuk yapacağız” gibi ifadeler, çocuğu rahatlatır ve işbirliği yapmasını kolaylaştırır.
Okul çağındaki çocuklar biraz daha fazla açıklama bekler. Onlara, beynin bilgisayar gibi olduğu anlatılabilir. “Bilgisayarına bazen virüs girer ya da gereksiz dosyalar dolar. Biz de senin zihnindeki o gereksiz korkuları temizleyeceğiz” benzetmesi işe yarar. Dikkati toplama egzersizi yapacaklarını söylemek de bir başka yoldur.
Ergenlik dönemindeki gençler ise mantıklı açıklamalar ister. Onlara bunun bir odaklanma tekniği olduğu, sporcuların ve sanatçıların da performans artırmak için benzer yöntemlere başvurduğu anlatılabilir. Kontrolün kendilerinde olduğu vurgusu, ergenler için kilit noktadır. Otoriteye karşı dirençli oldukları için, kontrolün terapiste değil kendilerine ait olduğunu bilmek onları rahatlatır.
Yanlış kelimelerden kaçınma
Çocuğa açıklama yaparken “uyuyacaksın” kelimesi asla ağza alınmamalıdır. Çocuk uyumayı beklerse ve uyumazsa başarısız olduğunu düşünür. Ayrıca uyku kelimesi, kontrol kaybını çağrıştırır. “Doktor amca sana bakacak” gibi ifadeler de belirsizdir. Çocuğun zihninde iğne veya acı veren bir işlem canlanabilir.
Bunun yerine “Dr. Serkan Akıncı ile sohbet edeceksiniz, gözlerini kapatıp bazı oyunlar oynayacaksınız” demek çok daha yerindedir. Basit, net ve korkutucu olmayan kelimeler seçmek süreci kolaylaştırır. Ebeveynin sesi ve tavrı da güven vermelidir. Eğer anne baba endişeliyse, çocuk bunu hisseder ve tedirgin olur.
Çocuklarda Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Hipnoterapi
Çocuk dünyası sanıldığı kadar dertsiz değildir. Onlar da yetişkinler kadar stres, korku ve kaygı yaşar. Ancak duygularını ifade edecek kelime dağarcığına sahip olmadıkları için bu sorunlar davranışlarına yansır.
Alt ıslatma (Enürezis): Tıbbi bir sebebi olmayan alt ıslatma durumlarında, bilinçaltı süreçler etkili olur. Çocuk gece uyanamaz çünkü derin uykudadır ya da mesane sinyallerini algılayamaz. Hipnoterapi ile çocuğun bilinçaltına, mesane dolduğunda uyanması gerektiği öğretilir. Kuru kalkmanın verdiği mutluluk hissi pekiştirilir.
Sınav kaygısı: Özellikle ergenlik döneminde sınav stresi büyük bir sorun haline gelir. Öğrenci bildiği konuları bile heyecandan yapamaz. Hipnoz ile zihin sakinleştirilir. Başarılı olduğu anlar zihinde canlandırılır. Sınav anında sakin kalmayı sağlayan çapalar atılır. Bu sayede öğrenci potansiyelini tam olarak ortaya koyar.
Fobiler ve korkular: Karanlık korkusu, hayvan korkusu, yalnız kalma korkusu gibi durumlar çocukların hayatını kısıtlar. Bu korkuların kökeni bazen geçmişte yaşanan küçük bir olaya dayanır. Regresyon çalışmaları ile o ilk ana gidilir ve duygu boşaltılır. Olayın etkisi nötr hale getirilir.
Dikkat eksikliği: Odaklanma sorunu yaşayan çocuklar derslerinde başarısız olur. Hipnoz, dikkati tek bir noktada toplama becerisini artırır. Zihin dağınıklığı toparlanır. Çocuk ders çalışırken daha uzun süre odaklanabilir hale gelir.
Dr Serkan Akıncı Kliniği Tedavi Yaklaşımı
Tedavi süreci kişiye özel olmalıdır. Her çocuğun yapısı, sorunu algılayış biçimi ve aile dinamikleri başkadır. Dr. Serkan Akıncı Kliniği, bu farklılıkları gözeterek hareket eder. İlk görüşmede detaylı bir öykü alınır. Sorunun kaynağı, ne zaman başladığı, ailenin tutumu incelenir.
Klinikte uygulanan Nörohipnotik Doyum Terapisi gibi yöntemler, bilimsel geçerliliği olan tekniklerdir. Sadece semptomu ortadan kaldırmak hedeflenmez. Sorunu yaratan kök sebebe inilir. Böylece kalıcı bir iyileşme zemini oluşur. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) gibi dirençli durumlarda bile bütüncül yaklaşım sayesinde yüz güldüren sonuçlar alınır. Somatik belirtiler, yani ruhsal sıkıntının bedene vurduğu karın ağrıları veya baş ağrıları da çalışma alanına girer.
Merkezde sadece çocuğa değil, aileye de rehberlik edilir. Çünkü çocuk, ailenin bir aynasıdır. Evdeki gerginlik, anne babanın kaygısı çocuğa geçer. Aile sistemindeki tıkanıklıklar giderilmeden çocuğun tam anlamıyla iyileşmesi zorlaşır. Bu yüzden ebeveyn danışmanlığı sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Hipnoza Hazırlık Aşamasında Ailelere Düşenler
Seansa gelmeden önce ailenin yapması gerekenler vardır. Çocuğun karnının tok olması, uykusunu almış olması rahat bir seans geçirmesine yardım eder. Kıyafetlerin rahat olması da fiziksel konfor açısından değer taşır.
En büyük görev ise çocuğa doğru mesajı vermektir. “Sende bir sorun var, düzelteceğiz” mesajı çocuğu yaralar. “Daha mutlu ve güçlü hissetmen için bir destek alacağız” yaklaşımı ise çocuğu motive eder. Başarı baskısı kurmamak gerekir. “Hemen iyileşeceksin” beklentisi çocuğu strese sokar. İyileşme bir süreçtir ve zaman alır.
Seans sonrasında çocuğu soru yağmuruna tutmamak gerekir. “Ne oldu? Ne anlattın? Uyudun mu?” gibi sorular çocuğu bunaltır. O anlatmak isterse zaten anlatır. Bazen sessiz kalmak, sürecin sindirilmesi için en iyi yoldur. Aile, sabırlı ve destekleyici bir tutum sergilemelidir. Değişim bazen hemen, bazen de yavaş yavaş gerçekleşir.
Terapist ve aile işbirliği
Terapist ile aile arasındaki iletişim kanalları açık olmalıdır. Evde gözlemlenen değişiklikler terapiste iletilmelidir. Çocukta görülen olumlu ya da olumsuz her türlü yeni davranış, tedavinin yönünü belirlemede ipucu verir. Terapistin verdiği ev ödevleri veya telkinlerin evde desteklenmesi gerekir.
Bazen terapist, ailenin tutumunu değiştirmesini ister. Aşırı koruyucu veya aşırı baskıcı tutumlar törpülenmelidir. Bu değişim zor olsa da çocuğun sağlığı için şarttır. Aile değişimi kabul ettiğinde, çocuktaki iyileşme hızı artar.
Ergenlik Dönemi ve Hipnoterapi
Ergenler, çocukluktan çıkıp yetişkinliğe adım atarken büyük bir kaos yaşar. Hormonlar, okul baskısı, arkadaş ilişkileri ve gelecek kaygısı bir araya gelir. Bu dönemde iletişim kopuklukları sık görülür. Gençler anlaşılmadıklarını düşünür.
Hipnoterapi, ergenin kendi iç gücünü fark etmesine yardım eder. Özgüven eksikliği, sosyal fobi, karşı cinsle iletişim sorunları gibi konularda destek olur. Ergenin kendi kimliğini bulma sürecinde ona rehberlik eder. Dış dünyadan gelen eleştirilere karşı bir kalkan oluşturur.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
