Çocuklar için boşanmayla başa çıkma ve hipnoz konusu, ailelerin dağılma döneminde en çok araştırdığı başlıkların başında gelir. Anne ve babanın yollarını ayırması, evin küçük üyeleri adına sarsıcı etkiler yaratır. Bu dönemde hissedilen duygular, yetişkinlerin tahmininden çok daha karmaşıktır. Küçük zihinler, yaşananları anlamlandırmakta zorlanır. Evdeki düzenin değişmesi, güvenlik algısını zedeler. Hipnoterapi, çocukların bu zorlu virajı dönmesine yardım eden bilimsel bir yöntemdir. İlaçsız ve doğal bir yaklaşım olması, ebeveynlerin ilgisini çeker.
Boşanma Sırasında Çocukların Hissettiği Duygular
Evliliğin bitişi sadece eşler arasında gerçekleşmez. Çocuklar da bu ayrılığın bir parçası olur. Onların dünyasında anne ve baba bir bütündür. Bu bütünün bozulması, dünyalarının sarsılması anlamına gelir. İlk tepki şaşkınlık olur. Ardından korku gelir. “Bana ne olacak?”, “Nerede yaşayacağım?”, “Annem veya babam beni artık sevmeyecek mi?” gibi sorular zihinlerini kemirir. Bu soruların yanıtını bulamayan çocuk, içine kapanır veya saldırganlaşır.
Suçluluk duygusu, boşanma durumlarında sıkça görülür. Çocuklar, anne ve babalarının ayrılmasından kendilerini sorumlu tutar. “Yaramazlık yaptığım için gittiler” veya “Derslerime çalışmadığım için kavga ettiler” gibi yanlış inançlar geliştirirler. Bu inançlar, çocuğun özgüvenini yerle bir eder. Duygusal travma, zamanla davranış bozukluklarına dönüşür. Okul başarısı düşer, arkadaş ilişkileri bozulur. Uyku düzeni şaşar ve iştah kaybı başlar. Tüm bunlar, çocuğun yardım çağrısıdır.
Okul öncesi dönemde görülen tepkiler
Henüz okula başlamamış çocuklar, soyut kavramları anlamakta güçlük çeker. Boşanmanın ne demek olduğunu tam kavrayamazlar. Sadece evden birinin gittiğini ve geri gelmediğini fark ederler. Bu durum, terk edilme korkusunu tetikler. Bebeklik dönemine dönüş sinyalleri başlar. Parmak emme, alt ıslatma veya konuşmada gerileme görülür. Anneye veya babaya aşırı yapışma huyu gelişir. Yalnız kalmaktan korkarlar. Gece kâbusları artar. Bu yaş grubundaki çocuklar, duygularını kelimelerle anlatamaz. Beden dilleriyle konuşurlar. Ebeveynlerin bu işaretleri doğru okuması gerekir.
Okul çağı çocuklarında gözlemlenen değişimler
Okula giden çocuklar, olayların biraz daha farkındadır. Ancak bu farkındalık, acıyı hafifletmez. Aksine, endişeyi artırır. Gelecek kaygısı taşırlar. Maddi durumun bozulmasından veya okul değiştirmekten korkarlar. Bazı çocuklar, ebeveynlerden birine taraf tutmaya zorlanır. Bu durum, çocuğun omuzlarına ağır bir yük bindirir. Öfke patlamaları sıklaşır. Okulda disiplin sorunları yaşanır. Dikkat dağınıklığı, ders notlarını aşağı çeker. Bazıları ise tam tersine, aşırı uyumlu davranarak “mükemmel çocuk” olmaya çalışır. Böylece anne ve babasını barıştıracağını düşünür. Bu “kurtarıcı” rolü, çocuğun çocukluğunu yaşamasına engel olur.
Hipnoz Yönteminin Çocuklardaki Yeri
Hipnoz, sanılanın aksine bir uyku hali değildir. Bilincin açık olduğu, ancak dış uyaranlara kapanıp iç dünyaya odaklanılan bir andır. Çocuklar, hayal güçleri geniş olduğu için hipnoza yetişkinlerden daha yatkındır. Onlar gün içinde oyun oynarken zaten trans benzeri bir duruma girer. Bir çizgi filme daldıklarında veya oyun kurduklarında çevrelerini duymazlar. Hipnoterapi, bu doğal yeteneği iyileşme aracı haline getirir.
Terapist, çocuğun ilgisini çekecek hikayeler ve metaforlar kurgular. Bu hikayeler aracılığıyla bilinçaltına olumlu mesajlar iletilir. Çocuğun yaşadığı korku, endişe ve suçluluk duygusu yeniden çerçevelenir. “Senin suçun değil” mesajı, doğrudan bilinçaltına işlenir. Bu sayede çocuk, üzerindeki ağır yükten kurtulur. Kendini daha güvende ve huzurlu hisseder. Hipnoz seansları, çocuğun içsel kaynaklarını güçlendirir. Zorluklarla başa çıkma becerisi kazandırır.
Profesyonel Yaklaşımın Farkı
Ruh sağlığı konularında uzman desteği almak şarttır. Özellikle çocuk söz konusu olduğunda hassasiyet iki katına çıkar. Yanlış yaklaşımlar, var olan sorunu derinleştirir. Deneyimli bir klinik tercih edilmelidir. Dr. Serkan Akıncı Kliniği, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı uzmanlığıyla ruh ve beden sağlığına yönelik bilimsel temelli çalışmalar yürütür. Bütüncül hipnoterapi ve psikoterapi çözümleri sunan merkez, Türkiye genelinde danışanlarıyla buluşur. Bağımlılıklar, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), cinsel işlev bozuklukları ve somatik belirtiler gibi pek çok alanda faaliyet gösterir. Klinik bünyesinde regresyon ve nörohipnotik doyum terapisi gibi yöntemler uygulanır. Danışanlara özel, kalıcı ve etik değerlere bağlı programlar hazırlanır. Amaç, sadece semptomları gidermek değil, sorunun köküne inmektir.
Hipnoterapi ile Duygusal Yükü Hafifletme
Çocuklar duygularını bastırma eğilimindedir. Üzüldüklerini veya korktuklarını belli etmek istemezler. Bastırılan bu duygular, bedensel rahatsızlıklara yol açar. Karın ağrısı, baş ağrısı veya mide bulantısı gibi şikayetler, aslında ruhsal sıkıntının bedene yansımasıdır. Hipnoterapi, bu sıkışmış duyguların açığa çıkmasına vesile olur. Çocuk, hipnoz altındayken kendini güvende hisseder ve duygularını serbest bırakır.
Terapist, çocuğun zihninde güvenli bir yer inşa eder. Bu yer, çocuğun istediği zaman sığınabileceği hayali bir alandır. Boşanma sürecinin getirdiği kaos ortamında, bu güvenli alan çocuğa nefes aldırır. Ayrıca hipnoz ile özgüven çalışmaları yapılır. Çocuğun kendine olan inancı tazelenir. Anne ve babası ayrılsa bile, kendisinin değerli olduğu ve sevildiği hissi pekiştirilir.
Bilinçaltı temizliği ve yeni kodlamalar
Boşanma sırasında çocuklar, çevrelerinden duydukları olumsuz cümleleri bilinçaltına kaydeder. “Zavallı çocuk”, “Babası terk etti”, “Annesi bakamadı” gibi ifadeler, çocuğun benlik algısını zedeler. Bilinçaltı temizliği, bu yanlış kayıtların silinmesini hedefler. Yerine güçlendirici ve destekleyici inançlar yerleştirilir. Çocuk, artık kendini kurban olarak görmez. Yaşanan durumu, hayatın bir gerçeği olarak kabul etmeyi öğrenir. Bu kabul, iyileşmenin ilk adımıdır.
Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar
Hipnoterapi tek başına bir mucize yaratmaz. Ebeveynlerin de sürece destek olması gerekir. Evdeki atmosfer, çocuğun ruh halini doğrudan etkiler. Anne ve babanın birbirine saygılı davranması, çocuğun kaygısını azaltır. Çocuğun yanında eski eşi kötülemek, yapılabilecek en büyük hatadır. Çocuk, yarısının anneden, yarısının babadan geldiğini bilir. Ebeveynlerden birine edilen hakaret, çocuğun kendi benliğine edilmiş sayılır.
Rutinleri korumak, çocuğa güven verir. Yemek saati, uyku saati veya oyun saati mümkün olduğunca aynı kalmalıdır. Değişen hayat şartları içinde sabit kalan şeyler, çocuğun tutunacak dalı olur. Çocuğun sorularına dürüstçe yanıt verilmelidir. Ancak detaylara boğmadan, yaşına uygun açıklamalar yapılmalıdır. “Biz artık anlaşamıyoruz ama seni çok seviyoruz ve hep seveceğiz” cümlesi, basit ama iyileştiricidir.
Tedavi Süreci ve Beklenen Gelişmeler
Hipnoterapi seansları, çocuğun ihtiyacına göre planlanır. Her çocuğun yapısı ve travmayı karşılama şekli başkadır. Bazı çocuklar birkaç seansta toparlarken, bazılarının daha uzun süre desteğe ihtiyacı olur. İlk görüşmede terapist, çocuğu ve aileyi tanır. Sorunun kaynağını tespit eder. Ardından uygun bir yol haritası çizer.
Seanslar ilerledikçe çocuktaki değişimler gözle görülür hale gelir. Öfke nöbetleri azalır, uyku düzene girer. Okuldaki başarısı artar. Daha neşeli ve uyumlu bir hal alır. En önemlisi, boşanma gerçeğiyle barışır. Artık kendini suçlamaz. Geleceğe dair umutları yeşerir. Bu süreçte ailenin sabırlı olması gerekir. İyileşme zaman alır. İleri geri dalgalanmalar yaşanması normaldir. Terapist ile iş birliği içinde olmak, sürecin verimini artırır.
Neden İlaçsız Yöntemler Tercih Edilmeli?
Çocukların gelişmekte olan beyin kimyasına dışarıdan müdahale etmek, her zaman ilk seçenek olmamalıdır. İlaçlar, semptomları baskılar ancak sorunun köküne inmez. Ayrıca yan etkileri olabilir. Psikoterapi ve hipnoz gibi yöntemler ise çocuğun kendi potansiyelini ortaya çıkarır. Ona baş etme mekanizmaları kazandırır. Bu beceriler, sadece boşanma sürecinde değil, hayatın ilerleyen dönemlerinde karşılaşacağı zorluklarda da işine yarar. Çocuk, kendi gücünü fark eder. Sorunların üstesinden gelebileceğine inanır.
Okul ve Sosyal Çevrenin Rolü
Çocuğun iyileşme sürecinde okul, büyük bir yer kaplar. Öğretmenlerin durumu bilmesi, çocuğa yaklaşım açısından değer taşır. Ancak bu durum, çocuğa ayrıcalık tanınması anlamına gelmez. Sadece duygusal dalgalanmalarına karşı daha anlayışlı olunmasını sağlar. Rehberlik servisi ile iletişimde kalmak, olası sorunları erkenden fark etmeye yarar.
Sosyal çevre ve arkadaşlar da destekleyici bir unsurdur. Çocuğun sosyalleşmesi, içine kapanmasını önler. Arkadaşlarıyla vakit geçirmek, kafasını dağıtmasına yardımcı olur. Spor veya sanat faaliyetlerine yönlendirmek, enerjisini doğru boşaltmasına imkân tanır. Bir hobi edinmek, başarma duygusunu tatmin eder ve özgüvenini yukarı çeker.
Uzun Vadeli Etkiler ve Koruyucu Önlemler
Boşanma, çocuğun hayatında bir iz bırakır. Ancak bu izin derinliği, sürecin nasıl yönetildiğine bağlıdır. Doğru destek ve yaklaşımla, bu kriz bir büyüme fırsatına dönüşür. Çocuk, erken yaşta zorluklarla mücadele etmeyi öğrenir. Empati yeteneği gelişir. İnsan ilişkilerine dair daha gerçekçi bir bakış açısı kazanır.
Hipnoterapi ile kazanılan beceriler kalıcıdır. Çocuk, stresli anlarda kendini nasıl sakinleştireceğini bilir. Olumsuz düşüncelerle nasıl baş edeceğini öğrenir. Bu kazanımlar, yetişkinlik hayatında da ona rehberlik eder. Sağlıklı bir yetişkin olmanın temelleri, bu dönemde atılır.
Boşanma Sonrası Yeni Hayat Düzeni
Boşanma tamamlandıktan sonra yeni bir düzen kurulur. Bu yeni düzende çocuğun yeri net olmalıdır. Her iki evde de kendine ait bir alanı bulunmalıdır. Eşyalarını sürekli taşımak zorunda kalmamalıdır. Kurallar, her iki evde de benzer olmalıdır. Annenin “hayır” dediğine baba “evet” derse, çocukta kafa karışıklığı oluşur. Bu tutarsızlık, disiplin sorunlarını beraberinde getirir. Ebeveynlerin ortak bir dil tutturması şarttır.
Tatil ve özel gün planlamaları önceden yapılmalıdır. Son dakika değişiklikleri, çocukta stres yaratır. Belirsizlik, kaygının en büyük besinidir. Planlı ve programlı hareket etmek, çocuğun kendini güvende hissetmesini kolaylaştırır.
Bilgilendirme Notu
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
Son güncelleme tarihi: 16.02.2026
İçerik editörü ve sorumlusu: Dr. Serkan Akıncı
İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
E-posta: info@drserkanakinci.com
Telefon: +90 533 320 70 93
